29 Kasım 2014 Cumartesi

Papanın mütevazi aracı


Papa Francesco, Atatürk Havalimanı’ndan çıkarak Sultanahmet’e geçti. Bu esnada Papa’nın içeresinde bulunduğu araç görüntülendi. Papa Francesco istanbul’daki ziyaretlerini mütevazi bir araçla gerçekleştirdi.



PAPA’NIN GEÇİŞİ SIRASINDA YOLLAR KAPATILDI


Ankara‘dan uçakla Atatürk Havalimanı’na gelen Papa Francesco’nun konvoyu, geniş güvenlik önlemleri altında Sultanahmet Meydanı’na doğru hareket etti.



Sahil yolunu kullanarak Sultanahmet Meydanı’na doğru ilerleyen konvoy nedeniyle polis geniş güvenlik önlemleri aldı. Trafik polisleri, konvoyun geçişi sırasında yolu trafiğe tamamen kapattı. Bu arada, konvoyu polis helikopteri de yukarıdan takip etti. Papa’nın konvoyunun geçişinin ardından sahil yolu trafiğe açıldı.


Papa düşme tehlikesi geçirdi!



Papanın mütevazi aracı

IŞİD’ten Kobaniye bombalı saldırı

Kobani’de IŞİD ile Kürt guruplar arasında devam eden çatışmalar 76. gününde yeniden şiddetlendi. Dün akşam saatlerinde YPG Kobani’nin yüzde 80’ini kontrolleri altına alındığını açıklarken bugün IŞİD birçok noktaya birden bomba yüklü araçlarla saldırı düzenledi. Bomba yüklü araçlarla yapılan saldırılar sonrası birçok yerde eş zamanlı patlamalar meydana geldi.


IŞİD ile YPG güçleri arasında Suriye’nin Halep şehrine bağlı Ayn el Arap (Kobani) ilçesindeki çatışmalar yeniden şiddetlendi. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinin karşısında yer alan Kobani’deki Ayn El Arap Sınır Kapısı’na sabah 06.00 sularında bomba yüklü 2 araçla saldıran IŞİD, kapıda büyük zayiata neden oldu. Patlamalarda çok sayıda YPG militanı yaşamını yitirirken, yaralanan 22 YPG’li ise Suruç Devlet Hastanesi’ne getirildi. Yaralılar arasında peşmergelerinde olduğu öğrenildi.


ABD IŞİD MEVZİLERİNİ BOMBALADI


IŞİD’in sınır hattındaki yoğun saldırılarına karşı ABD öncülüğündeki koalisyon jetleri de Kürt gruplara havadan IŞİD’ı bombalayarak destek verdi. Diyarbakır’dan kalkan Türk jetleri ise bölgede alçaktan keşif uçuşları yaptı. Bu arada bir havan mermisi ise sınırı aşarak Türkiye topraklarına düştü. Kimsenin yaralanmadığı bu gelişme sonrası çok sayıda tank ve obüs, Kobani’yi gören hakim tepe ile sınır hattında konuşlandırıldı.


BOMBALI ARAÇLARIN TÜRKİYE’DEN GİRDİĞİ İDDİASI YALANLANDI


IŞİD’in sınır kapısını aldığı ileri sürülürken YPG kaynakları kapı kontrolünün kendilerinde olduğunu bildirdi. Öte yandan bomba yüklü araçların Türkiye tarafından Kobani’ye geçtiği iddia edildi. Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü Suruç Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada iddialar reddedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bu saldırılardan biri, sınır kapısının Suriye tarafında bomba yüklü araçla gerçekleştirilmiştir. Söz konusu saldırıda, aracın Türkiye topraklarından geçerek sınır kapısına ulaştığı iddiaları tamamen yalandır. Birtakım iddiaların aksine, hiçbir resmi yetkilinin bomba yüklü aracın Türkiye’den geçtiğine dair bir beyanı olmamıştır. Sınır bölgemizde teyakkuzda olan güvenlik güçleri, gece geç saatlerden beri Suriye tarafında başlayan hareketliliği tespit etmiş ve gerekli tüm önlemleri almıştır. Bu çerçevede, çatışmalar nedeniyle risk altında olan basın tepesi de bugün için boşaltılmıştır.”


Sınırı geçen 3 kişiden biri donarak öldü!



IŞİD’ten Kobaniye bombalı saldırı

Sümeyye dernek açtı

Sümeyye Erdoğan, dernek bürosunun açılışını Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birlikte yaptı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan, dernek şubesini açmak için Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birlikte Denizli’ye geldi. Demokrasi Bulvarı’nda bulunan KADEM Denizli Temsilciliği’nin açılış törenine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve eşi Ayşen Zeybekci, Sümeyye Erdoğan, Denizli Valisi Şükrü Kocatepe, AK Parti Denizli Milletvekilleri Mehmet Yüksel, Bilal Uçar, Nurcan Dalbudak, AK Partili Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda davetli katıldı. Sümeyye Erdoğan’ın başkanvekilliği yaptığı KADEM’in Gaziantep’ten sonra ikinci şubesinin Denizli’ye açıldığı belirtildi.


Sümeyye Erdoğan: Hayırlı olsun



Sümeyye dernek açtı

28 Kasım 2014 Cuma

Baidu akıllı bisikleti

Teknoloji firmaları giyilebilir aksesuarlara odaklanmışken, Çin arama motoru Baidu’dan e-bisiklet hamlesi geldi. Akıllı bisikletin adı da akıllı: “Dubike”. Arama motorunun adıyla müsemma: BaiDubike.


Rejenaratif elektrik teknolojisiyle yüklü Dubike, anında kalp atışınızı, kat edilen mesafeyi, hızınızı, koltuk basıncınızı ve yönünüzü belirleme sistemine sahip. İki tekerlekli bir doktor olan Dubike sürücüye sağlık istatistiklerini, yol haritasını ve sosyal ağdaki en uygun bisiklet yollarını sunabiliyor.



Teknoloji harikası olan Dubike’ı Baidu ile Tsinghua Üniversitesi birlikte tasarladı.


Üzerinde son rütuşlar yapılan bisikletin önümüzdeki yılın ilk aylarında piyasaya sürülmesi düşünülüyor. Baidu’dan bisikletin fiyatı hakkında bir açıklama yapılmadı.



Baidu akıllı bisikleti

3D teknolojisi ile ameliyat

3D teknolojisi, sağlık sektöründe de yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Bu teknolojiyle gerçekleştirilen laparoskopik ameliyatlarla yara iltihaplanması büyük ölçüde azalırken operasyon sonrası iyileşme süresinin az olması ve hastanın günlük yaşama hızlı dönmesi mümkün hale gelebiliyor.


Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oktay, yaptığı açıklamada, geçen yaz mevsimi başından bu yana Türkiye’de kullanılmaya başlanan 3D laparoskopik ameliyatların gittikçe yaygınlaştığını söyledi.


Kamu ve özel hastanelerin bu yönteme yöneldiğini belirten Oktay, sistemin pahalı görülmesine rağmen hem hastanın sağlığına kavuşması hem de süre azalmasına bağlı olarak ameliyat sayısının artacağı dikkate alındığında kısa zamana kendisini amorti ettiğini dile getirdi.


Oktay, bu sistemde ameliyat ekibinin özel bir gözlük taktığını, geniş bir ekranda ameliyat edilecek bölgenin net bir şekilde görülebildiğini, derinlik hissinin fazla olması sayesinde organın arka bölümüne de rahatlıkla müdahale edilebildiğini anlatarak, uzun damarların bile risksiz bir şekilde temizlenebildiği bilgisini verdi.


Söz konusu yöntemle damarların arkasına rahatlıkla müdahale edebildiklerini vurgulayan Oktay, “Bu yöntemin çok avantajı var. Hastada kanama riski çok az. Uzun kesiler yok denecek kadar az. Bu sayede ameliyatlardaki kan kullanımı da ciddi anlamda azaldı. Bu yöntemin, ameliyat sürelerinde de büyük katkısı oldu. Örneğin canlı vericili böbrek nakli ameliyatında verici ameliyatı 2,5 saat sürerken bu yöntemle ortalama 1,5 saate indi” diye konuştu.


Bülent Oktay, bu yöntemle hastanın vücudunda laparoskopi için gerekli cihazların girebileceği 1-2 santimetrelik 3-4 kesi yapıldığını, çıkarılacak parça büyüklüğü kadar bir bölümün kesildiğini ifade ederek, bu sayede iyileşmesi çabuk gerçekleşen hastanın günlük yaşamına kolay dönebildiğini bildirdi.


Yöntemin, böbrek, idrar darlığı, prostat, mesane ve üroloji ameliyatlarında rahatlıkla kullanılabildiğine değinen Oktay, “Bu yöntem, ağırlıklı olarak etrafında boşluk sağlanabilen organlarda kullanılıyor. Dikiş atmak daha rahat olduğu için kalpte robot yardımıyla laparoskopiyi kullananlar var ama yaygın olarak karın ameliyatlarında kullanılıyor” değerlendirmesinde bulundu.


Oktay, zamanla yarışılan organ nakli operasyonlarına 3D teknolojisinin zaman anlamında ciddi katkı sağladığını sözlerine ekledi.


hürriyet



3D teknolojisi ile ameliyat

Samsung NX1 Türkiye’de Satışa Başladı

Samsung’un profesyonel seviyedeki dijital fotoğraf makinesi Samsung NX1 Türkiye’deki tüketicilerle buluşuyor. 15fps kesintisiz AF çekim özelliği, 205 Faz Algılama noktalı Auto Focus (AF) System III otomatik odaklama sistemi ve 28MP APS-C BSI CMOS Sensor’ü ile NX1 yeni DRIMe V Image Processor görüntü işleyicisi, gelişmiş renk üretimi ve gürültü azaltma özelliğiyle öne çıkıyor. Ürün, profesyonel görüntüleme hızını güçlü çekirdeklerle sağlıyor. Ayrıca NX1 harici herhangi bir donanıma gerek olmaksızın 4K UHD video kayıt desteği sunuyor.


Samsung’un yeni 205 Faz Algılama noktalı NX Auto Focus (AF) System III otomatik odaklama sistemi ile en özel anlar göz açıp kapayana kadar geçse de NX1’in AF hızı (0,055 san) bu anları yakalayıp, yıllarca bütün detaylarıyla hatırlamanızı sağlıyor. Ayrıca sektörde lider konumda olan 15FPS kesintisiz çekim özelliği, NX1 kullanıcılarının hareketli sahneleri kesintisiz olarak izlemelerini ve çekmelerini sağlıyor.


Geniş Faz Algılama, aynı zamanda NX1’in, kadrajın neresinde olursa olsun bütün nesneleri içgüdüsel olarak takip edebilmesi anlamına geliyor. Fotoğrafçılar enstantaneleri tekrar etmeye gerek kalmadan en hızlı anları bile yakalayabiliyor. Bu teknoloji özellikle video meraklıları için ideal. NX1 film çekimi sırasında da Faz Algılamalı AF olanağı sağlıyor, böylece ortaya sağlam ve sarsıntısız görüntüler çıkıyor.


NX1’in hareketli sahneleri yakalamadaki ustalığı, görüntüyü otomatik olarak en doğru anda çeken yeni akıllı Samsung Auto Shot (SAS) özelliği ile daha da artıyor. NX1’in yeni DRIMe V işlemcisi sayesinde ileri donanım algoritmaları, yüksek hızlı hareketleri tanıyabiliyor ve deklanşör gecikmesini gerçek zamanlı hale getiriyor.


NX1’de ayrıca, yeni geliştirilen ve mikro lens cihazıyla Back Side Illumination (Arka Alan Aydınlatma-BSI) özelliğine sahip 28MP APS-C Sensör yer alıyor. Sıradan CMOS sensörleriyle karşılaştırıldığında BSI, lens ile sensörler arasındaki yolu açık tutarak, her piksele daha fazla ışık ulaşmasını sağlıyor ve böylece gürültüyü daha etkin şekilde azaltarak sinyal gürültü oranının düşmesini sağlıyor. Bunun sonucunda NX1 kullanıcıları loş ışıkta bile asla mükemmelden vazgeçmek zorunda kalmıyor.



NX1, ISO 100-25600 ve 51200’e geliştirilmiş ISO destekliyor ve karanlık ortamlarda bile iyi ışık almış, az gürültülü görüntüler yakalamanızı sağlıyor. Ayrıca özellikle NX1 için tasarlanan yeni teknoloji sayesinde fotoğraf makinelerinin ürettiği ve çıplak gözle görülemeyen belirsiz gürültü ortadan kaldırılabiliyor. NX1, HEVC Codec’li 4K ve Ultra HD (UHD) video’yu destekliyor ve hareket yakalamada daha fazla esneklik sağlıyor. UHD, Full HD’den dört kat daha yüksek çözünürlüğe sahip ve bu NX1’de çekilen videoların pürüzsüz ve etkileyici kalitesine yansıyor. Mevcut en ileri küçültme teknolojisi olan HEVC Codec (H.265) NX1’in içinde yer alıyor. Bu teknoloji sayesinde video filmler daha verimli biçimde saklanıyor, yüksek kaliteli videolar kaliteden ödün verilmeden yarı boyutuna ve H.264’lik bit hızına küçültülüyor. 4K filmlerin kurgusu için dönüştürme yazılımı da eklenen NX1, post-prodüksiyon ihtiyaçları için de ideal.


teknoblog



Samsung NX1 Türkiye’de Satışa Başladı

Galaxy Note Edge Tam İsabet

Samsung Galaxy Note Edge kardeşi Samsung Galaxy Note 4 ile birlikte geçtiğimiz Eylül ayında düzenlenen IFA’da duyuruldu. İki cihazında yazılımı ve S Pen gibi, hemen hemen aynı özelliklere sahip. Her iki cihaz arasında en önemli fark ise Edge modelinin ekranının sağ tarafa doğru kavisli olması.


Ama sızan yeni bilgilere göre henüz tüm pazarlarda satışa sunulmayan Samsung Galaxy Note Edge’ın yeni bir sürümü için çalışıyor. Ülkedeki ithalat ve ihracat listesini sunan Hintli site Zauba üzerinde SM-N916S (orijinal Edge SM-N915X kod adı ile geldi) kod adlı bir model göründü.


Bilgilere göre Snapdragon 805 işlemciye sahip orijinal Note Edge ile karşılaştırıldığında yeni model 64-bit Qualcomm Snapdragon 810 ile gelecek. Yani Samsung Galaxy Note Edge yükseltilmiş bir versiyonu ile yeniden geliyor. Ayrıca cihazın bellek ve LTE bağlantı hızı da yükseltilmiş olacak.


Cihaz Güney Kore’de piyasaya sürülecek ancak ne zaman ve hangi fiyata olduğu henüz bilinmiyor.



Galaxy Note Edge Tam İsabet

Babacan Özel sektör istiyor

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, AKP’deki üç dönem kuralı nedeniyle 2015 genel seçimlerinde aday olamayacağını belirterek, seçimden sonraki konumunu o dönemdeki gelişmelerin belirleyeceğini ancak kendi isteğinin özel sektöre dönmek olduğunu söyledi.


Nikkei Asian Review’da yer alan açıklamalarında Babacan, “Görevi bırakmam gerekiyor. Ancak bizim sistemimiz, parlamento üyesi olmadan da bakanlık görevi üstlenilmesine izin veriyor. Fakat bu istisnai (sıkça kullanılmayan) bir durum. Düşünceme göre, (konumumu) gelişmeler belirleyecek ama benim isteğim özel sektöre geri dönmek. Ancak, son 12 yılda siyasette şunu öğrendim ki, kişisel istekler her zaman geçerli olmuyor. Nihayetinde kişilerin akıbetini (ne yapacaklarını) gelişmeler belirliyor. Bu yüzden, önümüzdeki yıl seçimler sonrasında neler olacağına dair kesin ifadelerle konuşmak istemiyorum” dedi.


AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana Dışişleri Bakanlığı yaptığı kısa bir dönemin dışında ekonominin koordinasyonundan sorumlu bakan olarak görev yapan Babacan, özellikle yatırımcılar nezdinde kredibilitesi yüksek bir siyasetçi olarak görülüyor. AKP iç tüzüğünde yer alan ve en fazla üç dönem üst üste milletvekili olunmasına izin veren düzenleme nedeniyle Babacan’ın gelecek dönemde TBMM’de olmaması durumunda ekonomi yönetiminin nasıl şekilleneceği piyasalar tarafından yakından izleniyor. Makroekonomik gelişmeler hakkında da bilgi veren Babacan, 2014 yılında gerçekleşen yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine rağmen bütçe açığının milli gelire oranının hedeflenen yüzde 1.9′un altında, yüzde 1.4 seviyesinde gerçekleşeceğini söyleyerek, 2015′teki genel seçimlere karşın hükümetin ekonominin yönetimi konusunda dikkatli duruşunu sürdüreceğini belirtti.


Babacan, “Türkiye, pek çok ülkenin aksine, ekonomide çok temkinli sıkı duruşa yönelik önlemleri hayata geçiriyor. Bu yeni bir alan ve ekonomiyi dengeleme anlamında iyi sonuçlar alıyoruz. İç tüketimi frenlemek, kredi imkanlarını tüketime yöneltmek yerine iş hayatına ve yatırımlara çevirmek çok önemli” dedi.


Geçen yıl milli gelirinin yüzde 7.9′u oranında cari açık veren Türkiye’nin bu açığı önemli oranda enerji ithalatı ve iç tüketimden kaynaklandı. Petrol fiyatlarının düşüşünden memnun olan Babacan, bu yılki cari açık/GSYH oranının yüzde 5.7′lik yıl sonu tahmininin altında gerçekleşebileceğini, bu trendin devam etmesi halinde gelecek yıl yüzde 5′in dahi altına inebileceğini söyledi.


Fed’in faizleri artırma sürecinde cari açığı yüksek gelişmekte olan ülkelerin dikkatli olmaları gerektiğini belirten Babacan, bu sürecin gelişmekte olan ülkeleri daha esnek ve dayanıklı finansal sistemlere sahip olabilmek için makro önlemler almaya zorlayacağına işaret etti. “Önlemlerini efektif olarak uygulayabilmeleri için merkez bankalarına özgürlük tanınmasının” önemli olduğunu söyleyen Babacan, “Türkiye bu sürece farklı senaryolara karşı farklı önlemlerle hazırlanıyor” dedi.



Babacan Özel sektör istiyor

Brent Petrolün fiyatı sert düştü

Petrol fiyatlarında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) Viyana’daki toplantısından üretim kotasının günlük 30 milyon varilde tutulması kararı çıkmasının ardından satışlar yoğunlaşırken, yaklaşık 4,5 yılın en düşük seviyeleri görüldü.


Brent petrolün varil fiyatının haziran ayından bu yana devam eden düşüş trendi, OPEC toplantısından çıkan üretimin kısılmaması kararıyla ivme kazandı. Dün güne 77,35 dolardan başlayan Brent petrolün varil fiyatı, karar öncesinde satış ağırlıklı bir seyir izlerken, kararın açıklanmasıyla 7 Temmuz 2010′dan bu yana en düşük seviye olan 71,23′ü gördü. Brent petrolün varil fiyatı, bugün de düşüşünü sürdürdü ve en düşük 71,12 dolara kadar geriledikten sonra şu dakikalarda 71,94 dolardan işlem görüyor.


Analistler, piyasa dengelerinin sağlanması için OPEC üyelerinin üretim seviyesini koruma kararı aldıklarını anımsatarak, ülkelerin petrol piyasasında meydana gelecek olumsuzluklara karşı cevap vermeye hazır olduklarını vurguladıklarını aktardı. Küresel büyümeye yönelik endişelerin devam ettiği şu dönemlerde düşük petrol talebine karşın arzdaki fazlalığa işaret eden analistler, bu durumun petrol fiyatlarında satış baskısı yarattığını belirtiyor.


Hafta boyunca ülke merkez bankalarından piyasaları destekleyici açıklamalar gelmesine ve dolardaki güçlenmeye karşın gerilemesini sürdüren Brent petrolün varil fiyatında aşağı yönlü hareketlerin devam edebileceğini aktaran analistler, 71,2 dolar desteğinin altında kalıcılık sağlaması durumunda 67,9 dolar seviyelerinin gündeme gelebileceğini, olası yükselişlerde ise 73,4 dolar direncinin test edilebileceğini ifade ediyor.


Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varil fiyatında ise dün ABD’de piyasaların kapalı olması nedeniyle düşük işlem hacmi gözlenirken, OPEC kararıyla birlikte aşağı yönlü hareketler hız kazandı. Dün güne 73,52 dolardan başlayan WTI’nın varil fiyatı, en düşük 67,77 dolara kadar geriledi ve günü 69 dolar seviyesinin hemen üzerinde tamamladı. Bugün ise 67,89-69,06 dolar bandında hareket eden WTI’nın varil fiyatı, şu dakikalarda 68,62 dolardan alıcı buluyor.


Analistler, ABD’de son haftalarda açıklanan petrol stoklarındaki artışa işaret ederek, ABD’nin arz fazlası bulunan ülkeler arasında yer aldığını, bu nedenle WTI’nın varil fiyatında satışların devam edebileceğini öngörüyor. WTI’nın varil fiyatı için 71 dolar seviyesinin direnç olarak izleneceğini aktaran analistler, 67,8 doların destek konumunda bulunduğunu, bu seviyenin altında kapanışlar gerçekleştirilmesi durumunda 64,9 dolar ve sonrasında 59,7 dolar seviyelerinin gündeme gelebileceğini dile getiriyor.



Brent Petrolün fiyatı sert düştü

Papa Ak Saray’da konuk

Papa ve Erdoğan’dan açıklama



Papa Ak Saray’da konuk

Erdoğan’dan hediye ferman

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa Franciscus’a Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’da ikamet eden Hristiyanlara verdiği Din ve İnanç Özgürlüğü fermanının gümüş zemin üzerine hazırlanmış tablosunu hediye etti.


Papa’nın ismi Türkiye’de tartışma konusu



Erdoğan’dan hediye ferman

3 ilde 20 adrese eş zamanlı operasyon

Yalova Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şubesi (KOM) ekipleri, Yalova’da 15, İstanbul’da 2 ve Kocaeli’nde de 1 olmak üzere üç ilde 20 ayrı adrese eş zamanlı operasyon yaptı.


Antalya’da fuhuş operasyonu



3 ilde 20 adrese eş zamanlı operasyon

İstanbul trafiğine Papa darbesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Papa Francesco’nun İstanbul’u ziyareti sırasında 2 gün boyunca Sahil Yolu’nun farklı saatlerde kapatılacağını belirterek, sürücüleri uyardı.


Emniyet’den yapılan yazılı açıklamada, “Papa Francesco’nun 29-30 Kasım 2014 tarihlerinde ilimiz ziyaretleri nedeniyle alınan emniyet tedbirleri çerçevesinde İlimiz sahil Kennedy Caddesi farklı saatlerde trafiğe kapatılacağından sürücülerimizin alternatif yolları kullanmaları uygun olacaktır. Alternatif yollar: D-100 Güney Yol, D-100 Kuzey Yol, 10. Yıl Caddesi, Ekrem Kurt Bulvarı.”



İstanbul trafiğine Papa darbesi

Hayyam Garipoğlu tahliyesi

İşadamı Hayyam Garipoğlu, 17 yaşındaki lise öğrencisi Münevver Karabulut cinayetine ilişkin davada, “Suçluyu kayırmaktan” dolayı hakkında verilen kesinleşmiş 3 yıl hapis cezası nedeniyle, 2 gün önce Londra’dan geldiği Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınarak, sevk edildiği Bakırköy Adalet Sarayı’nda tutuklanmıştı.

Avukatlarının başvurusu üzerine hakkındaki “mahsup incelemesi” tamamlanan Hayyam Garipoğlu, daha önce Sümerbank Davası nedeniyle cezaevinde yattığı süre gözönüne alınarak, “denetimli serbestlik” kapsamında dün gece cezaevinden tahliye edildiği öğrenildi.  


CEM GARİPOĞLU 10 EKİM’DE İNTİHAR ETMİŞTİ

Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun “Çocuğa karşı tasarlayarak, canavarca bir hisle ve eziyet ederek öldürmek” suçundan aldığı 24 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onanmıştı. Cem Garipoğlu, Silivri’de 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki koğuşunda 10 Ekim günü intihar etmiş, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı Garipoğlu’nun intihar etmesine ilişkin yürüttüğü soruşturmada “kovuşturmaya yer yok” kararı vermişti.


 



Hayyam Garipoğlu tahliyesi

Topkapı alt geçidinde 15 dükkan yandı

Topkapı-Habipler Tramvay Hattı’nın Topkapı İstasyonu’nun yakınındaki, 25’e yakın işyerinin bulunduğu ucuzluk çarşısında henüz belirlenemeyen nedenle saat 14.00 sıralarında yangın çıktı. 






ALT GEÇİTTE YANGIN



Çarşıdaki esnaf yangına müdahale edemeyince durumu itfaiyeye bildirdi. Çarşı, özel güvenlik görevlileri tarafından boşaltıldı.  Bu arada, yangın nedeniyle tramvay seferleri de bir süre durduruldu. Olay yerine ilk gelen Bayrampaşa itfaiye grubu yangını söndürmekte yetersiz kalınca Kocasinan, Bakırköy, Fatih ve Koca Mustafa Paşa gruplarından yardım istendi.

İtfaiye yangını yaklaşık 1 saatlik çalışma sonucu  kontrol altına alırken 15 işyerinin zarar gördüğü belirtildi.

İtfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına alınmasının ardından tramvay seferleri normale döndü. Polis yangınla ilgili inceleme başlattı.


 


 


İŞTE TOPKAPI’DA YANAN ALAN


    



Topkapı alt geçidinde 15 dükkan yandı

Muharrem İnce Yalova'da çınar dikti

Yerel seçimlerde CHP’li başkan adayının kazanması için kilit oynayan Muharrem İnce, Yalova’daki ağaç kıyımına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Mesajlarını Twitter üzerinden veren İnce, şunları yazdı’
Yalova’da ağaç kesimin imza, onay, karar, uygulama dahil bir aşamasında yokum.Ancak çınarın dalını kesmemek için köşkü yürüten Atatürk’ün kentinin ağaç kesilmesiyle anılması nedeniyle son derece üzgünüm. Bunun için sadece Yalovalılardan, Türkiye’den değil tüm insanlıktan özür diliyorum. Ben bu kentin milletvekili olarak Karayollarının tehdidine boyun eğerek işlem yapan Belediye’ye bunu telafi ettireceğim. Kesilen 18 çınar ağacının yerine 1800 çınar ağacı dikilecek.



 


 Ağaçların kesildiği bölgede gazetecilerin sorularını yanıtlayan İnce şunları söyledi’


“Ben bu kararın ne imza atanıyım, ne uygulayanıyım, ne yapanı, ne keseniyim ama ben Yalova’nın milletvekiliyim. Belediye Başkamızla da aynı partinin üyesiyim. Dolayısıyla bir yetkim, imzam ve onayım olmamasına rağmen kendimi siyaseten sorumlu görüyorum. Sorumluluk bana aittir. Ben milletvekili olarak bunu bilmeliydim. Milletvekili olarak sorumluluğu üzerime alacağım, başka bir şansım yok.


 


 Sadece Yalovalılardan değil, Türkiye’deki yurttaşlarımızdan değil, bütün insanlıktan özür diliyorum. Bir ağaç için gençlerimiz canını verirken, gözleri çıkarılırken, kafa travması geçirirken, Validebağ’da, Yırca’da insanlar direniş sergilerken, 200 metre mesafede bir ağacın dalı için köşkü yürüten Atatürk’ün kentinde, Yalova’da böyle bir olayla anılmak, Yalova’nın bu şekilde gündeme gelmesinden son derece üzgünüm. Karayollarının tehdidini ne yazık ki belediyemiz ciddiye almıştır. Bu tehdide belediyemiz ne yazık ki boyun eğmiştir. ‘Bunları kesmezseniz projeyi iptal ederiz’ bu tehdittir. Şık olmamıştır. Bunu telafi edeceğiz, başka şansımız yok.”


1800 ÇINAR AĞACI DİKİLECEK


Kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikileceğini de bildiren İnce, “Burada 18 çınar ağacı var, uzun ömürlü olarak kesilen. 168 ağaç değil. 18 çınar ağacı kesilmiş. 18 çınar ağacının yerine bin 800 çınar ağacı dikilecek bu şehirde. Ben milletvekiliysem, belediye de CHP’deyse bin 800 çınar ağacı dikilecek bu şehre. Hatta bugün hemen başlayacak, en az 5 yaşından büyük olmak üzere ağaçlar” diye konuştu.


 


Bu arada Karayolları tarafından Tomani Meydanı Köprülü Kavşağı projesi yapılırken raporlarda 30 çeşitten 158 ağacın kesileceği belirtildi.


AK PARTİ’Lİ COŞKUN’ AĞAÇLARIN HEPSİNİN KESİLMESİ DOĞRU DEĞİL


Yalova’da Tonami Meydanı’nda yapılacak köprülü kavşak projesi kapsamında Yalova Belediyesi tarafından ağaçların kesilmesine tepkiler devam ediyor. AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun da “İşin içinde Yalova menfaatleri olunca, Yalova’nın olumlu anılmasını her şeyden öne tutuyorum” dedi. Coşkun, yaz aylarında oluşan trafik hacmini kentin kaldırmadığını; İzmit-Karamürsel, Adapazarı istikametinden gelen araçların Tonami Meydanı’ndaki sıkışmanın giderilmesi fikrinin uzun yıllardır var olduğunu kaydetti.


İktidar partisi olarak konuyu Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile görüşüldüğünü ve burası için kavşak ve alt geçit projesi yapıldığını ifade eden Coşkun şöyle devam etti’


“Ancak karşılıklı bir ayağı da belediye olduğu için belediyenin de işe müdahil olması istendi. Fakat bu noktaya kadar geldi. Şimdi belediye bu alanı temiz hale getirdi. Ağaçların hepsinin kesilmesi doğru değil. İnşaatı yapacak, ihaleye hazır bir hale getirmesi lazımdı. Bu belediyenin uhdesinde olan bir olay. Yapılacak şey şuydu’ Bu ağaçların tespitleri yapıldı. Daha sonra da ağaçların bir tasnifinin yapılması lazımdı. Yaşaması muhtemel olan ağaçlar, sökülüp de başka yere taşınması mümkün olan ağaçların taşınması gerekirdi. Zannediyorum belediye biraz hızlı bir şekilde, başkan yardımcısından öğrendiğime göre birkaç palmiyenin dışında hepsi kesildi. Bizden yardım isteselerdi biz söküm konusunda da kendilerine yardımcı olurduk.”


“GEZİ OLAYLARINDA YAŞANANLARI BUGÜN CHP DE YALOVA’DA YAŞIYOR”


“Ağacın kesilmesine elbette ki hepimiz karşıyız, ben de karşıyım” diyen Coşkun, şöyle devam etti’


“Bu memlekette birileri 8 ağaç yüzünden fırtına kopardı, ülkeyi kaosa döndürdüler. Bunun arkasında CHP zihniyeti vardı. Hiç kimse unutmasın yaptıklarını. Şimdi CHP yerel yönetimde yükümlülük, sorumluluk sahibi. Dolayısıyla bugün kendileri bunu yaşıyor. Dün İstanbul’da Gezi olayları yaşananları bugün CHP de Yalova’da yaşıyor. İktidar sorumluluk ister.


İcraat yapacaksanız elbette ki risk alacaksınız ama bunları da izah edeceksiniz. Kaldı ki Gezi olaylarındaki durum 8 ağacın taşınmasıydı, kesilmesi değildi. Oradan sökülüp başka yere nakliydi. Burada da başka bir şey olmuştur. Sayı olarak da fazla. Dolayısıyla CHP’nin kendi tabanından, çevrecilerden, Yalova Platformu’ndan dünden beri yoğun bir tepki var. Bu tepkileri yabana atmak da mümkün değil. Bu tepkiler başka formüller bulunsaydı da, bu tepkiler zayıflamış olsaydı, daha çoğu sökülmüş, başka yere nakil yapılmış olsaydı. Tabi bunlar yapılmadı.”


Yalova adına iyi şeylerin yapılmasını istediklerini bildiren Coşkun, ” Biz iktidar olarak iyi olan her şeyin de yanında olacağımızı söyledik ama bugün yaşananların, yapılanların bir taktik hatası, işe biraz daha ehemmiyet verme ve tatmin etme konusunda boşluklar var, ihmalk?rlıklar var. Belediyenin şunu yapması lazım’ Misliyle daha fazla ağaçları halkımızı da götürerek, göstererek 180 ağaç kesildi ama 580 ağacı da falan yere diktik, yaşatıyoruz demesi lazım. Belki bu noktada da önemli bir adım atılmış olur” diye konuştu.


 



Muharrem İnce Yalova'da çınar dikti

Benzin ve motorinde 28 Kasım İndirimi

Petrol fiyatları OPEC ülkelerinin arzı kısmama kararının ardından sert düşerken benzin ve motorinde yeni indirimler yapıldı.


Kurşunsuz benzine 13 kuruş motorine ise 15 kuruş birden indirim geldi. İndirimler gece yarısından itibaren geçerli olacak.


Bu indirimlere göre İstanbul Avrupa yakasında kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4,57 liradan 4,44 liraya geriledi. Motorin ise 4,07 liradan 3,92 liraya gerileyecek.


 


   



Benzin ve motorinde 28 Kasım İndirimi

Galatasaray'ın yeni Hocası Hamzaoğlu

Gece Yarısı İstanbul’a gelen teknik adam Galatasaray yönetimi ile görüştü ve anlaştı. Daha sonra Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak ile Ali Dürüst, Hamzaoğlu ile birlikte Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ile görüştü.



Mete Düren’ Fatih Terim izin verirse…
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Prof. Dr. Mete Düren, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in onay vermesi durumunda Hamza Hamzaoğlu’nun Galatasaray Teknik Direktörlüğü için kolaylık sağlamaya hazır olduklarını söyledi.

Konuyu öncelikle Fatih Terim ile görüşmeleri gerektiğini vurgulayan Mete Düren, “Bu konuda öncelikle Türkiye Futbol Direktörü Sayın Fatih Terim ile görüşmemiz gerekiyor. Hocamız da bu teklife onay verirse, TFF olarak Sayın Hamza Hamzaoğlu’nun Galatasaray Kulübü Teknik Direktörü olarak görev yapması için her türlü kolaylığı göstermeye hazırız” ifadelerini kullandı.

200. Maçına Galatasaray ile çıkacak
Daha önce Konya, Malatya, Eyüp, Denizli ve Akhisar’ı çalıştıran Hamza Hamzaoğlu, kariyerinin 200. maçına Galatasaray’ın başında çıkacak. Genç hoca 199 maçta 80 galibiyet aldı. İşte Hamzaoğlu’nun rakamları’


Maç            199
Galibiyet        80
Beraberlik      50
Mağlubiyet    69


Gerçek bir centilmen
Galatasaray’ın yeni hocası Hamza Hamzaoğlu, 1991-95 yılları arasında formasını giydiği sarı kırmızılı kulüpte hiç kırmızı kart görmedi. Hamzaoğlu hatta Süper Lig’de de hiç kırmızı kart görmedi. Kariyerindeki tek kırmızı kartı 2003-04’te 3. Lig’de formasını giydiği Beylerbeyi’nde gördü.

Hamzaoğlu, Süper Lig’de 1995-96’da İstanbulspor ile 2001-02 sezonunda da Yimpaş Yozgatspor formasıyla sezonu ne kırmızı ne de sarı kart görerek tamamlamayı başardı.

Hamzaoğlu, teknik direktör olarak da yaptığı açıklamalarla ve rakiplere yönelik değerlendirmeleriyle de kamuoyunun sempatisini kazanmayı başardı.


5 aylık kontrat yaptı

Galatasaray Yönetimi, görev süresinin kısa süreli olması nedeni ile yeni teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu ile 5 aylık bir kontrat yaptı. Mayıs ayında görevini bırakıp seçim yapacak olan Duygun Yarsuvat yönetimi, görev süresinin dışında bir anlaşma yapmanın etik olmayacağı gerekçesi ile Hamzaoğlu’nun da onayı ile kendisine 5 ay artı opsiyonlu bir sözleşme yaptı. Yarsuvat yönetiminin görev süresinin sona ermesi ile Hamza Hamzaoğlu’nun 5 aylık görev süresi sona erecek ve opsiyon maddesinin devreye girip girmemesine Mayıs ayında seçilecek olan G.Saray’ın yeni başkanı karar verecek.



Galatasaray'ın yeni Hocası Hamzaoğlu

Galatasaray'da Cesare dönemi sona erdi

Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yaklaşık 4 saat süren toplantı sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sportif AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dürüst, İtalyan teknik adam Cesare Prandelli’nin sözleşmesini fesih ettiklerini söyledi. Dürüst teknik direktörlük konusunda ise Hamza Hamzaoğlu ile de prensip anlaşmasına vardıklarını belirtti.  

Ali Dürüst, Galatasaray’ın, Spor Toto Süper Lig’de yarın deplasmanda Gaziantepspor ile yapacağı maça kaleci antrenörü Claudio Taffarel yönetiminde çıkacağını da kaydetti.

GALATASARAY KAP’A BİLDİRDİ

Galatasaray Kulübü, teknik direktör Cesare Prandelli’nin sözleşmesinin fesh edildiğini Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi.
 



Galatasaray'da Cesare dönemi sona erdi

Alex de Souza A Millide

Fenerbahçe’nin eski oyuncusu Alex De Souza, Fatih Terim’in yeni yardımcısı olacağı iddiası gündeme bomba gibi düştü. Fenerbahçe’den ayrılarak ülkesi Brezilya’ya dönen ve futbola başladığı takımı Coritiba’da 3 yıl forma giydikten sonra bu sezon aktif futbol hayatını bırakacağını açıklayan Brezilyalı yıldızın adı Türkiye Milli Takımı ile anıldı. Milli takımda Fatih Terim’in yardımcılığını yapan Hamza Hamzaoğlu’nun, Galatasaray teknik direktörü olmasıyla boşalan göreve Alex’in geçeceği iddia edildi.

Brezilyalı yıldızın Türkiye’ye olan bağlılığını herseferinde dile getirmesi, Türkiye’yi ikinci vatanı olarak görmesi, ailesinin de Türkiye’ye geri dönme isteği ve federasyon yetkilileri ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu ismin ön plana çıkması ortaya atılan iddiaları güçlendirdi. Fakat bu iddia henüz netlik kazanmadı.



Alex de Souza A Millide

İzmir Hastaneleri

Sağlık söz konusu olduğu zaman insanların iyi hizmet alması açısından üstün ve yetkin olan erkler, nüfusun sosyal ve ekonomik yapısına uygun olarak hizmetlerini kolay ve verimli bir şekilde sağlamak zorundadır. Metropol şehirlerde bu imkanlar daha yüksek standartlarda iken kırsal yaşamın hakim olduğu bölgelerde bu sosyal hizmetlerde biraz daha az imkana sahiptir.

Biz vatandaşların söz konusu yaşamları olduğu zaman tedavinin en kalitesine ve en verimlisine sahip olmak isteriz. Bu imkanlara en kolay nasıl ulaşabiliriz sorusuna ise verilecek en iyi yanıt bu imkanlara sahip olan bir sağlık kuruluşuna gitmektir. Düşünülmesi gereken sorular;

“ Gideceğim sağlık kurumu kaç yıldır hizmette? “

“ Gideceğim sağlık kurumunun başarı oranı nedir?”

“Hastalığımı çözebilecek yeterli ve verimli eleman bulunuyor mu?”

“Doktorların meslek hayatlarındaki başarıları ve bu başarılar sonucu almış oldukları geribildirimler nedir?”

“ Hastanede ki yatak sayısı nedir?”

“ Hijyen konusunda gittiğim sağlık kurumunun bir sorunu olmuş mu?”

“Tıbbi cihazları dünyanın izlediği ve kullandığı tıbbi cihazlar mı?”

Tabi ki her zaman göz ardı edilen bir başka soru ise “ Personelin hastaya karşı tutumu nasıl?”


Kendimize soracağımız bu sorular sonucunda alacağımız ilk cevap; Sanayi bölgesinin ve nüfusun yüksek olduğu bir bölge olması gerektiğidir. Şartların ve kişilerin sayısı ve şikayetleri arttıkça farklı alanlarda ve farklı maratonlara sahip sağlık kuruluşları olabilir. Bu konuda da ilk gideceğimiz nokta ise; “ Hangi bölge sanayi bölgesi olup diğer bölgelere oranla daha gelişmiştir?”

Marmara ve Ege bölgesinin gelişmeyi daha hızlı ve kaliteli olarak diğer bölgelere oranla daha süratli yaşadığı göz önünde bulundurulursa ilk tercihimiz tabiî ki bu bölgelerden olmalıdır.

Coğrafi yapısının uygun olması sonucu yerleşim hayatının yoğunlukla buralarda kurulmuş. Yaşam alanlarının gelişmesi ile sanayi alanları artmış ve böylece hem yaşam standartlarının iyileşmesi hem de nüfusun beklentileri bir çok sektörün gelişmesine sebep olmuştur.

Özellikle Ege bölgesinde bulunan İzmir şehri sağlık sektörünün durumu Marmara bölgesine kıyasla daha gelişmiştir.

İzmir’ in içinde sayısı 6 olan araştırma, 3 adet üniversite hastanesi,2 adet askeri hastane ve 14 adet SSK ve devlet hastanesi bulunmaktadır. Aynı zaman İzmir özel hastane sayısı ise 11 adettir. Bu sağlık kuruluşlarının yanı sıra Yanık Merkezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Acil gibi sadece kendi alanında uzmanlaşmış sağlık kuruluşları da bulunmaktadır.
İzmir hastanelerini bu kadar özel kılan bir başka durum ise Türkiye’ de yapılan ilk yüz nakli ve diğer organ bağışlarının araştırmasının bu şehirden geçmesinden kaynaklanmaktadır. İzmir hastaneleri özel tutan maddelerden birisi Türkiye’nin ilk lokal anestezi ile sezaryen doğum yapan hastaneye sahip olmasıdır. Bir çok tıp deneyimini ilk kez yaşayan ve başarı ile tamamlayan İzmir hastaneleri özel bir konumdadır. İzmir hastanelerinin bir çoğu sadece tek bir tıp alanında uzmanlaşmış olup bu da verilen sağlık hizmetinin yüksek memnuniyette olmasına sebep olmuştur.

Bir diğer önemli unsur ise eğer İzmir hastaneleri listesine bakacak olursanız İzmir’in sahip olduğu üniversite ve araştırma hastanelerinin alanında uzman olan doktorlar tarafından sağlık hizmetlerine sahip olmasıdır. Karataş Hastanesi ise elde edilen bulgular ve kullanılan tıbbi cihazların aynı zamanda eğitim içinde kullanıyor olması onlara karşı duyulan güvende artma sağlamıştır.



İzmir Hastaneleri

25 Kasım 2014 Salı

Bilkent Parkinson genini buldu

Bilkent Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, araştırma, bilim alanında en prestijli yayınlardan olan Amerikan Bilimler Akademisi’nin yayın organı Proceedings of the National Academy of Sciences, Amerika’da yayınlandı. Bilkent Üniversitesi ve Washington üniversitesi araştırmacıları, Hacettepe ve Ankara Üniversitesi’nden klinisyenlerle yaptıkları ortak araştırma kapsamında yaklaşık 400 yıldır Orta Anadolu’da yaşadığı bilinen bir ailede bu sorunun yanıtını buldu.


YENİ VE DAHA ETKİLİ TEDAVİLERİN ÖNÜNÜ AÇACAK

Bu buluş ile insanlarda en sık gözüken iki farklı hareket bozukluğunun ortak sebebi ilk kez tanımlanıyor. Bu buluştan sona yeni tedavilerin önünün açılması bekleniyor.

Özellikle bir işi yaparken ellerin titremesi (esansiyel tremor) insanlarda görülen en sık hareket bozukluğu. Bu rahatsızlığa tüm dünya nüfusunda yaklaşık yüzde 1, yaşlı nüfusta ise yüzde 4 gibi sık oranlarda karşılaşılıyor. Avrupa Birliği’nde yaklaşık 14 milyon, ABD’de 10 milyon esansiyel tremor hastası olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de ise bu sayının en az 1,5-2 milyon kişi düzeyinde olduğu düşünülüyor.

Parkinson hastalığı ise hareket bozuklukları listesinde ikinci sırada yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde binde 30, 60 yaş üzerinde yüzde 1 ve 80 yaş üzerinde yüzde 4 gibi oranlara ulaşabiliyor. Dünyada yaklaşık 7 milyon parkinson hastası olduğu hesaplanıyor. Klinisyenler, 1800’lerin sonlarından beri el titremesi olan insanların bir bölümünün daha sonra parkinson hastalığına yakalandıklarını biliyorlardı. Ama bu ilişkinin temeli nörolojinin bilinmeyenleri arasında yerini koruyordu.


AİLENİN 6 NESLİNE ULAŞTILAR


Bilkent Üniversitesi ve Washington üniversitesi araştırmacıları, Hacettepe ve Ankara Üniversitesi’nden klinisyenlerden oluşan araştırma ekibi, aralarında akrabalık bulunan, bunun yanında el titremesi ve parkinson hastalığı görülen bu büyük ailenin altı nesline ulaşarak tüm genom dizilemesi yaptı, kapsamlı aile ağacı çizimleri ve nörolojik incelemeler yürüttü.

Yaklaşık 5 yıl süren, bu aile yanında 55 adet farklı büyük ailenin de karşılaştırmalı incelemesi sonucunda mitokondrilerde görev yapan bir serin proteaz olan HTRA2 geninin her iki hastalığın da ortak nedeni olduğunu gösterdi. HTRA2 geninde bulunan mutasyonun farelerde de parkinson hastalığına benzer bulgulara neden olması güçlü ve bağımsız bir delil olarak dikkati çekti.


HEM ANNE HEM BABADA GEN VARSA DAHA ERKEN BAŞLAYABİLİYOR

Hastalık geninin hem anne hem de babadan birlikte kalıtılması durumunda el titremeleri 10-20’li yaşlarda başlayıp yaklaşık 30 yıl içinde parkinson hastalığı ile sonuçlanıyor.

Her iki hastalığın da beyin hücrelerinin ve özellikle dopamin üreten hücrelerin dejenerasyona uğramasından kaynaklandığı, dopamin maddesinin insanların hareket kabiliyetleri ve bunun yanında ruh halleri ile ilgili oldukları daha önce yapılan araştırmalarda ortaya konmuştu.

Açıklamada, araştırmanın sorumlu yazarlarından Bilkent Üniversitesi, UNAM Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi öğretim üyesi Dr. Ayşe Begüm Tekinay’ın, “Şimdi yaklaşık 100 ailede yeni genleri araştırıyoruz. Bunun için TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projemiz bulunuyor” görüşüne yer verildi.


“YENİ HASTALIK GENLERİNİ AYDINLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”


Akraba evliliklerinin, nadir genetik hastalıkların genlerinin bulunmasına katkıda bulunduğu biliniyordu. Ama toplumda sık gözüken nörodejenerasyon, obezite, diyabet gibi kompleks hastalıkların genlerinin bulunmasına da akraba evliliklerinin bu derece güçlü bir katkıda bulunması beklenmiyordu.


KESİN BİR TEDAVİSİ YOK

Araştırmanın yöneticilerinden olan, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi ve Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Özçelik’in ise açıklamada, “Kuvvetle inanıyorum ki kompleks hastalıklarla ilgili yeni hastalık genlerini önümüzdeki dönemde aydınlatmaya devam edeceğiz” görüşü yer aldı.

Parkinson hastalığı veya el titremesi için kesin bir tedavi metodu bilinmiyor. Bazı ilaçların ve derin beyin uyarısının bazı semptomları azalttığı ise hastalıklardan etkilenen kişiler için bir ümit kaynağı.

Amerikan Bilimler Akademisi üyesi, Washington Üniversitesi öğretim üyelerinden ve Lasker ödülü sahibi ünlü genetikçi Prof. Dr. Mary-Claire King ise “Dr. Tekinay’ın araştırmaları bilim dünyası için yeni bir umut oldu, Bilkent, Hacettepe ve Ankara Üniversitesi ekiplerinin parkinson hastalığı ve el titremesi alanlarına çok değerli katkıları olmakta, bunun gelecekte artarak devam edeceğine, tedavinin önünü açacağına inanıyorum” şeklindeki görüşüne yer verildi.


 


 



Bilkent Parkinson genini buldu

Anderlecht Gs Maçı saat kaçta hangi kanalda

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Anderlecht ile Galatasaray 26 Kasım Çarşamba günü kozlarını paylaşmaya hazır. Karşılaşma saat 21.45’ten itibaren D-Smart platformunda Smart Spor’dan canlı olarak ekrana gelecek.


Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu’nda Belçika temsilcisi Anderlecht takımı ile 26 Kasım Çarşamba günü deplasmanda yapacağı maçın hakemi Ivan Bebek.  Bebek’in yardımcılıklarını Tomislav Petrovic ve Miro Grgic yapıyor.


ANDERLECHT İLE 4. RANDEVU
Galatasaray, Belçika temsilcisi Anderlecht ile 4. kez rakip oluyor. 1976-1977 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nda karşılaşan iki ekibin mücadelesinde Galatasaray, rakibine iki maçta da 5-1 yenilmişti. Galatasaray’ın bu iki maçtaki gollerini Gökmen Özdenak atmıştı. Sarı-kırmızılılar, UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu ilk maçında karşılaştığı rakibi ile ise 1-1 berabere kaldı.


Teknik direktör Cesare Prandelli, Goran Pandev, Emre Çolak ve sakatlığı bulunan Dzemaili ile Hakan Balta’yı Anderlecht maçının kadrosuna almadı.


 


Galatasaray’ın Anderlecht karşılaşması için kamp kadrosu şekilde’
Fernando Muslera, Felipe Melo, Hamit Altıntop, Selçuk İnan, Umut Bulut, Wesley Sneijder, Bruma, Alex Telles, Burak Yılmaz, Furkan Özçal, Aurelien Chedjou, Yasin Öztekin, Semih Kaya, Olcan Adın, Yekta Kurtuluş, Sinan Bolat, Emre Can Coşkun, Eray İşcan, Tarık Çamdal, Veysel Sarı.


GALATASARAY UEFA AVRUPA LİGİ’NE NASIL GİDEBİLİR?


Teknik direktör Prandelli yönetimindeki “Cim Bom”, Anderlecht karşısında 3 puan kazandığı takdirde UEFA Avrupa Ligi’ne kalma şansını sürdürebilecek. Arsenal ile grubun en son maçında karşı karşıya gelecek olan Sarı-kırmızılar İngiliz devini mağlup ederse UEFA Avrupa Ligi’ne gitmeyi garantileyecek. Eğer Galatasaray, Arsenal’e yenilirse Belçika ekibinin Dortmund ile oynayacağı maçta puan kaybetmesini bekleyecek. Galatasaray, Anderlecht’e mağlup olması halinde ise Avrupa’ya elveda diyecek.


Belçika basınında yer alan haberlere göre, 26 Kasım’da Constant Vanden Stock Stadı’nda oynanacak Galatasaray karşılaşması, son 3 yıldır bilet satışı yapılmayan ve Anderlecht Kulübü’nün sistemindekayıtlı olmayan taraftarlar tarafından izlenemeyecek. Ayrıca, Belçika’da oturma izni bulunmayan taraftarlara da bilet satışı yapılmayacak.


GALATASARAY – ANDERLECHT ( MAÇ ÖZETİ VE GOLLER İZLE – 17.09.2014)




Anderlecht Gs Maçı saat kaçta hangi kanalda

Asansörlerde hava yastığı Özelliği

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Karakılçık, asansör kazalarının dünyanın her ülkesinde yaşanabildiğini söyledi.

Kazalara karşı teknik önlem alınmasının yanı sıra asansöre konulacak görsel ve yazılı talimatnamelerin de kazaları önleyebileceğine dikkati çeken Karakılçık, bu konuda televizyonlarda yayınlanacak kamu spotunun, halkı bilinçlendireceğini kaydetti.

Son dönemdeki asansör kazalarının genellikle kabine bağlı halatın kopmasıyla meydana geldiğini vurgulayan Karakılçık, “Halat kopmalarında, fiziksel olarak bakıldığında kabin içindeki bireyin üzerine etki eden kuvvet yok. Yani uzay boşluğundaki gibi bir durum meydana geliyor. Asansör yere çarptıktan sonra birey de kabinin içindeki tabana çarpıyor. Kabin standardının yükseltilmesiyle de kazaların önüne geçilebilir. Otomobillerde olduğu gibi kabinlerin içine hava yastığı yerleştirilebilir” dedi.



“Kabin düşerken cenin pozisyonu alın”

Kabinin düşmesi durumunda gösterilecek bazı reflekslerin de faydalı olabileceğini savunan Karakılçık, şunları aktardı’ “Sert, kırılgan iskelet yapısıyla korunan iç organlarımız yumuşak dokulu olduğu için darbeleri azaltmak amacıyla kaza anında duruş biçimi çok önemli. Dış darbeler esnetilerek, hem dış organlarımız hem de iç organlarımızın alacağı darbeler azaltılabilir. Kazada meydana gelebilecek yaralanmaları azaltmak için kabinde, bebeğin ana rahmindeki gibi cenin pozisyonunda durmak gerekir. Kabin düştüğü sırada kişi kendini mümkün olduğunca toplamalı ve küçülmelidir. Elleriyle başını, kollarıyla da vücudunu destekleyecek biçimde pozisyon alınabilir. Bu pozisyon, kazalarda yaralanma ve can kaybını kısmen azaltabilir.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR’ ACEMİ ELLERDEN ÇIKAN EN KOMİK PHOTOSHOP FACİALARI



Asansörlerde hava yastığı Özelliği

Cesetlerle selfie çeken Piskopat Hemşire

Daniela Poggiali isimli İtalyan hemşire geçtiğimiz ay 38 hastasını öldürmek suçundan tutuklanmıştı. Hemşirenin cesetlerle çektirdiği fotoğraflar açığa çıktı.

Savcılar, Daniela Poggiali’nin keyif için hastaları öldürdüğünü iddia ediyor.

Savcılar ayrıca Poggiali’nin ölümleri hastalara potasyum enjekte ederek gerçekleştirdiğini ileri sürüyor. Poggiali’nin öldürdüğü 78 yaşındaki kadınlardan birinin vücudunda ölümcül dozda potasyum klorid bulunmuştu.



Cesetlerle selfie çeken Piskopat Hemşire

Canikli Zehirli ayakkabılar piyasada Dolaşıyor

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli basın mesuplarına açıklama yaptı.


Piyasaya kaçak yollardan binlerce zehirli ayakkabı sürüldüğü iddialarıyla ilgili konuşan Canikli şunları söyledi’


Gümrük kapıları artık çok sıkı denetleniyor. Bu işi yapmak isteyenler dışarıdan getirip ve çıkarmak istedikleri mal karşılığında başka mal koymak zorundalar.


Ancak şu anda bunu yapamıyorlar ve bu mallar adeta ellerinde patlamış durumda.


 


ZEHİRLİ AYAKKABI İDDİALARI


Maalesef bu eşya iç piyasaya satılmış görünüyor. Ne kadarı piyasaya sürüldü ona bilemiyoruz. Bazı marka isimleri var ama aynı markanın sağlıklı ürünleri de var. Marka ismi belirtmek sıkıntı yaratabilir.


Ucuz satılan ürünlere dikkat edilmesi gerekiyor. Normal bir ayakkabının fiyatı bellidir. Muhtemelen çok ucuz fiyata satıyorlar. Çok ucuza satılan mallar noktasında çok dikkat etmeleri gerekiyor.


Ayakkabılarla ilgili yoğun bir şekilde raftan ürün numunesi alarak çalışma yapıyoruz. İmha edilmesi gereken 33 bin çift ayakkabı var. Ama imha edilmeden onların kutusuna farklı ayakkabılar konuyor tıpkı kırmızı etteki gibi.


Bizim kayıtlarımıza göre imha edilmiş görünüyor ama aksini gösteremediğimiz sürece o tutanakları kabul etmek zorundayız.


Sağlığa zararlı kimyevi madde ihtiva ediyor bu ayakkabılar. Çocuklar için mi büyükler için mi elimizde o bilgi yok ancak hepsi için olabilir.



Canikli Zehirli ayakkabılar piyasada Dolaşıyor

Papaların Geçmiş Türkiye ziyaretleri

Diğer Papaların bu ülkeye ziyaretlerinde yaşananlar ve öne çıkan konuları Doğan Haber Ajansı derledi.  


Katolik Kilisesi’nin Episkoposluk Yönetimi’ni içermesinden dolayı resmi adı ‘Kutsal Makam (Holy See)’ olan, alışıldık ismiyle Vatikan ile Türkiye arasındaki münasebetler Fatih Sultan Mehmet dönemine, yani 15. yüzyıla dayanıyor. Bununla birlikte bilhassa Cem Sultan’ın Roma’da tutsak olduğu dönemde iki ülke ilişkileri yoğunluk kazanmıştı.


Ancak modern anlamda diplomatik ilişkilerin kurulması 1960 yılını bulmuştur. Bunun öncüsü ise, 1934-1944 yılları arasında İstanbul’da Papalık temsilcisi olarak görev yapan ve Türk dostu olmasından dolayı ‘Papa Turco (Türk Papa)’ diye anılan Başpiskopos Angelo Roncalli’dir. 1958 yılında papa seçilen Roncalli, 23. Giovanni (Jean) ismini almıştır.


Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk papa ziyareti ise, 1 milyar 200 milyon inananı ile en çok üyesi bulunan Hristiyan cemaati Katolik Kilisesi ile İstanbul Ortodoks Kilisesi arasında buzların erimesinden sonrasına tarihleniyor. 


İki kilisenin 1054 yılındaki karşılıklı aforoz kararı, 1964’te Kudüs’te iptal edildi. İstanbul Rum Patriği Athenagoras ile Papa 6. Paul, Zeytin Dağı’nda bir araya gelerek kucaklaştı ve böylece diyalog süreci başladı.


Bu tarihi buluşmanın ardından Patriğin davetiyle 6. Paul en kısa zamanda Türkiye’ye gelmek istese de, Türk makamlarından beklediği resmi davet uzun süre çıkmadı.


Nihayetinde Katolik Kilisesi’nin 262’nci papası, beşinci yurtdışı seyahatini 25-26 Temmuz 1967 tarihleri arasında İstanbul ve İzmir’i (Efes ve Meryem Ana Kilisesi) kapsayan bir programla bu ülkeye yapacaktı.   


Nitekim Türkiye, Hristiyanlık tarihinin önemli merkezlerinden biri olma özelliğini taşırken, kilise ile arasında her zaman köklü bir bağa sahip oldu.


DOĞU-BATI KİLİSELERİNİN BİRLEŞME TOHUMLARI ATILDI
Papa 6. Paul, devlet başkanı sıfatıyla dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın konuğuydu.


Papa, Yeşilköy Havalimanı’nda devlet töreniyle karşılandı. Devlet erkânı tam kadro karşılama heyetinde yer aldı; Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, içişleri ve turizm bakanları, vali, belediye başkanı ve İstanbul Müftüsü’nün yanı sıra Patrik Athenagoras da oradaydı.


Bunun ardından Harbiye’deki Vatikan temsilciliğine geçen Papa, ilk duasını buradaki St. Esprit (Kutsal Ruh) Kilisesi’nde yaptı.


Papa, görüştüğü muhataplarına çeşitli hediyeler sunarken, ziyaretinden iki gün önce Adapazarı’na meydana gelen ve 100 kişinin yaşamını yitirdiği depremin yaralarının sarılması için 10 bin dolarlık yardımda da bulundu.


Patrikhane’yi ziyaretinin yanında, İstanbul’da Cevdet Sunay ile iki kez görüşen Papa, Sunay ve Çağlayangil ile birlikte tekneyle bir saate yakın boğaz turu da yaptı. Papa, Topkapı Müzesi’ni gezmeyi de ihmal etmedi.  


Türkiye’ye gelişlerinin, Katolik Kilisesi’nin bu ülkeye ve Türk milletine karşı duyduğu takdir hislerinin bir ifadesi olduğunu söyleyen 6. Paul, bir araya geldiği Cevdet Sunay’a, bu ziyaretinin de diğerleri gibi dini amaçlı olduğunu, ancak büyük Türk halkını yakından tanıdığı için memnuniyet duyduğunu belirtecekti.


Papa ile Patrik ise, yaptıkları görüşmenin ardından açıklamalarında,  Doğu ve Batı kiliselerinin yeniden birleşme yolunda olduğu mesajını vereceklerdi.


AYASOFYA’DA DİZ ÇÖKÜP DUA ETMESİ TARTIŞMALARA YOL AÇTI
Papa, 500’e yakın gazetecinin takip ettiği ve dünyada 1 milyar insana ulaşacak şekilde canlı yayınların yapıldığı ziyarete sansasyonel boyut kazandıran beklenmedik bir davranışta da bulunacaktı.


“Liberal ve yeni fikirlere açık” 6. Paul, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olan, şehrin fethinden sonra camiye çevrilen, 1935’te ise Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülen Ayasofya’daki ana altarın önünde diz çöküp, 1 dakikaya yakın dua etti.


Program dışı bu sürpriz hareketi gerçekleştirilirken Papa’nın yanında Dışişleri Bakanı Çağlayangil, İstanbul Müftüsü Fikri Yavuz ve müze müdürü bulunuyordu. 


PAPA’YA TEPKİYİ, AYASOFYA’DA NAMAZLA GÖSTERDİLER
Papa’nın Çağlayangil’den izin aldığı öne sürülse de kimilerine göre ise Çağlayangil bu sürpriz tavrı şaşkınlıkla izledi.


Böylece 6. Paul, İstanbul’un fethinin ardından Ayasofya’da alenen dua eden ilk Hristiyan dini lider oldu. Çağlayangil yaptığı açıklamalarda, Almanlar’ın Köln’de ibadet için Türk vatandaşlarına kiliselerini açmasını örnek vererek, “Papa’nın Ayasofya’da dua etmesi çok mu önemli? Papa Ayasofya’yı ziyaret ederken mukaddes bildiği yerde, içinden geçenleri dua olarak yaptı. Bunun yorumu yapılmamalıdır” ifadelerini kullandı.


Papa’nın bütün İslam alemini rencide ettiği, Ayasofya’yı bir tarihi eser olarak değil, başka düşüncelerle ziyaret ettiğini savunanlar da hatırı sayılır çoğunlukta olacaktı.  


Ziyaretten iki gün sonra bu duaya bir tepki de, Milli Türk Talebe Birliği üyesi olduklarını belirten bir grup öğrenciden gelecek, Ayasofya’da toplu namaz kılacaklardı.


26 Temmuz 1967 tarihli Corriere della Sera gazetesi, “Papa, Kudüs’e doğru yönelerek, İstanbul’da diz çöktü” başlığıyla bu haberi okuyucularına duyuracaktı.


Papa, daha sonra İstanbul’dan Efes’e giderek, Meryem Ana Evi’nde hacı oldu. İtalyan basını bu durumu, Efes’in yakın gelecekte, Ortadoğu’da Meryem Ana’ya dua için gerçek bir merkez olacağı şeklinde değerlendirdi.


Papa, bu seyahatten dönüşte kendisini bekleyen inananlara hitabında, “Evlatlarım, bu seyahatten çok memnun döndüm. Yetkililer ile görüşme ve Ortodoks Kilisesi’ne yakınlaşma fırsatı buldum” diyecekti. 


PAPA, TÜRK TOPRAĞINI ÖPTÜ
Türkiye’ye ayak basan ikinci papa ise Polonyalı 2. Jean Paul oldu. 4’üncü yurtdışı seyahati kapsamında 28 Kasım 1979’da başkente gelen Papa, Ankara’yı ziyaret eden ilk papa oldu. Bu ayrıca söz konusu Papa’nın, Müslüman bir ülkeye ilk ziyaretiydi.


Papa’yı havalimanında, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Başbakan Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen, Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş karşıladı.



Havalimanında kendisini karşılayanları Türkçe selamlayan Papa’nın, uçaktan iner inmez Türk toprağını öpmesi hafızalarda yer etti.


AYASOFYA’DA DUA EDEMEME YORUMU’ SABIR
2. Jean Paul seyahatini, kiliselerin birleşme çabalarının bir göstergesi olarak, Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas’ın İstanbul’daki Ortodoks Kilisesi’ni kurmasının yıldönümü olduğuna inanılan 30 Kasım’a denk getirdi. Bu vesileyle Patrikhane’deki Aziz Andreas Yortusu ayinine katıldı.


İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in girişimiyle hayata geçirilemeyen kiliselerin birliğinin gerçekleştirilmesindeki yeni engeli ise, ‘Papa’nın üstünler arasında birinci’ olma şartında ısrarlı olunması teşkil ediyor.


Bu ziyaret kapsamında Fener Patrikhanesi’nde yapılan ayin sonrası Papa birleşme arzusunu şu şekilde dile getirecekti’ “İki kilisenin birleşmesinin sabırsızlığı içindeyim.”


Türkiye’yi İslam dünyası ile kurulacak diyalogun bir köprüsü olarak gören Papa, uçakta bu ülkeye giderken yaptığı açıklamada da, “Bu programın amacı, Konstantinopol Patriği ile buluşmak. Bu vesileyle Müslümanlarla da diyalog fırsatı bulacağım” diyecekti. Papa, Hristiyan dünyasına yine İstanbul’dan mesaj verecek ve İslam dünyasına saygıyla yaklaşmaları ve sıcak ilişkiler kurmaları çağrısında bulunacaktı. 


Papa, Ayasofya’da dua etme arzusu içinde olduğunu da İtalyan gazetecilerin, “Ayasofya’daki Hazreti Meryem ikonasını gördünüz mü?” sorusu üzerine, “Evet, ama önünde dua edemedim. Sabredelim” sözleriyle dile getirmişti.


Papa İstanbul’un ardından Efes’e geçerek, Meryem Ana Evi’nde hacı oldu.


ERMENİLER VE AĞCA’NIN TEHDİTLERİ GÖLGESİNDE BİR ZİYARET
Papa’nın Türkiye’ye gelmesini istemeyen ve hatta patriğin İstanbul’u terk etmesini talep eden bazı fanatik gruplar, günler öncesinden protesto gösterileri yapmaya başladı, gözaltılar oldu.


Bazı çevrelerce hoş karşılanmayan ziyaret, İran-ABD krizi ile Ortadoğu’daki endişe verici gelişmelerin yaşandığı döneme denk gelirken, Cumhurbaşkanı Korutürk’ün Papa onuruna verdiği davete, siyasi bir tavır koyan İran ve Pakistan büyükelçileri katılmadı. 


Öte yandan Papa, Türkiye ziyaretini iptal etmesi için iki ayrı tehditle karşı karşıya kalacaktı.


27 Kasım 1979 tarihli Corriere della Sera gazetesi, “Papa’ya Ermeni tehdidi, onun Türkiye’ye gitmesini istemiyorlar” başlığını attığı haberinde, bu amaçla Madrid’de birtakım eylemlere imza atan aşırı milliyetçi Ermeni grupların, ruhani liderin, ‘soykırım’ yaptığı öne sürülen bir ülkeye gitmesini engellemeye çalıştıklarını yazdı.


Bir diğer tehdit ise, Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi aynı yılın Şubat ayında öldüren suikastçı Mehmet Ali Ağca idi. Ağca, Papa’nın Türkiye’ye gelmesinden birkaç gün önce cezaevinden firar etmiş, Milliyet gazetesinin önündeki çöp kutusuna bıraktığı mektupta, ziyaretini iptal etmezse Papa’yı vuracağını belirtmişti.


Bu gayesini Türkiye’de gerçekleştiremeyen Ağca, yaklaşık bir buçuk yıl sonra (1981) 2. Jean Paul’u Vatikan’da binlerce kişinin önünde tabancayla vurarak ağır yaralayacaktı.   


Uçakta gazetecilerin, kendisine yönelik tehditleri sorması üzerine Papa, “Hepimiz Tanrı’nın ellerindeyiz” diye cevap verecekti.


ZEHİRLENME ENDİŞESİ
Tüm bu tehditlerin yanı sıra, 12 Eylül 1980 darbesine giden sürecin gerginliği de, Papa için aşırı güvenlik önlemleri alınmasını sağladı. 


Bu nedenle Roma merkezli Il Messaggero gazetesi, “Terörizm gölgesinde ziyaret” başlığını atacaktı.


Söz konusu ziyaretten önceki bir hafta içinde ülke genelindeki çatışmalarda 40, bir gün önce İstanbul’da ise 5 kişi ölmüştü.


Öte yandan Vatikan yetkilileri, Papa’nın Türkiye’de zehirlenme endişesini de taşıyordu. Bu nedenle önüne konan yemekleri önce bir Vatikan görevlisi tadıyor, ardından o yiyordu. İtalyan gazeteleri bunu, “Aynen sultanların yaptığı gibi” benzetmesiyle sayfalarına taşıyacaktı.


Corriere della Sera ayrıca, “Papa için ne bir coşku ne de yetkililerle görüşmeler sonrası resmi açıklamalar vardı” diyerek, ruhani liderin ziyaretinin sönük geçtiğine ve zamanlamasının yanlış olduğuna işaret edecekti.


MÜSLÜMANLARI İNCİTEN KONUŞMANIN ARDINDAN GELEN ZİYARET
Türkiye’yi ziyaret eden 3’üncü Katolik lider ise, yaklaşık 8 yıl Kutsal Makam’ı yönettikten sonra geçen yıl sürpriz bir kararla görevinden feragat eden Papa 16. Benediktus oldu.


O da ikinci uluslararası gezisi olan Türkiye seyahati takvimini, selefi gibi patrikhanenin kuruluşunun kutlandığı 28-30 Kasım tarihleri arasında belirledi.


Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer verdiği bilgiye göre, 2006 yılında gerçekleşen ziyaret, ilk devletten devlete niteliği taşıması ve Papa’nın verdiği mesajlar bakımından önemli bir gelişme teşkil etmişti. İkinci yurtdışı gezisini yapan Papa’yı Esenboğa Havalimanı’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Vatikan’ın Ankara Büyükelçisi Antonio Lucibello, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Osman Durak ve Ankara Valisi Kemal Önal karşıladı.


Bu ziyaret çok önce planlanmış olsa da, Papa’nın İslam dünyasını ayağa kaldıran açıklamalarından iki ay sonraya denk geldi. 


SULTANAHMET’TE KIBLEYE DÖNEREK DUA ETTİ
Alman Papa, ülkesindeki Regensburg İlahiyat Üniversitesi’nde yaptığı hitapta Kuran’a atıfta bulunarak, “Dinde mecburiyet yoktur” dedi ve bu ifadelerin, Muhammed’in güçten yoksun olduğu ve tehdit altında bulunduğu ilk dönemlerine denk geldiğini belirtti. Papa bu sözlerini ise, 1350-1425 yılları arasında yaşamış olan ve Batı tarihinde Türklere karşı verdiği mücadelelerle anılan Bizans İmparatoru Manuel II Paleologos’un, “Bana Muhammed’in getirdiği yenilikleri göster. Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler bulacaksın. Tıpkı vaaz ettiği dinin kılıç gücü ile yayılması emrini verdiği gibi. Dine davet için, şiddet ve tehdit yerine, iyi konuşma kapasitesi ve doğru akıl yürütme gerekir.” sözleriyle destekledi.


Papa, bu sözlerle incittiği İslam aleminin gönlünü, Sultanahmet Camii’nde yaptığı dua ile alacaktı.


Papa, kendisine camiyi gezdiren İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı ile birlikte kıbleye dönerek bir süre dua etti. Bazı Hristiyanlarca, bir papanın, bir Müslümanların ibadet mekanında dua etmesi hoş karşılanmazken, “İslam dünyasına bir özür gibi” yorumları da yapıldı. 


Papa’nın camide dua etmesi, dinlerarası diyaog bakımından da önemli bir jest olarak görüldü.


İSLAM DÜNYASINA SICAK MESAJLAR
Papa 16. Benediktus, İslam dünyasına sıcak mesajlar vermeyi de ihmal etmedi. Daha önce büyük tepki çeken sözlerinin aksine Papa, “İslam barış dinidir. Akıl ve bilimle yoğrulmuştur” ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin AB üyeliği konusunda mesafeli olduğu bilinen Papa, “Farklı medeniyetlerin, inanç ve kültürlerin birlikte yaşaması için Türkiye’yi AB ile birlikte görmek isteriz” dedi.


Papa, Efes’teki Meryem Ana Evi’nde yönettiği ayinde İtalyanca yaptığı ve sekiz dakika süren konuşmasını Türkçe, “Aziz Meryem, Mesih’in annesi, bizim için dua et” sözleriyle tamamladı.


Merakla beklenen Papa’nın ziyaretini 2 bin gazeteci takip etti, karşılama 150’ye yakın TV kanalında canlı yayınlandı.


 


 



Papaların Geçmiş Türkiye ziyaretleri

Ünal Özcan ölü bulundu

Alınan bilgiye göre, Türkiye Ticaret, Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (TEZ-KOOP-İŞ) Bursa Şubesi Başkanı Ünal Özcan (49), İnönü Caddesi’ndeki iş merkezinin 5. katındaki sendika binasına sabah saatlerinde gelen görevlilerce, arşiv bölümünde iple asılmış olarak ölü bulundu.

İhbar üzerine olay yerine gelerek inceleme yapan polis ekipleri, Özcan’ın cesedinin yanında bir not buldu.

Notta, “Beni seven sevmeyen bütün üyelerimden özür diliyorum. Beni iki oy için bu duruma getirdiler. Şimdi arayan soran yok. Genel yönetimden bile attılar. Sorulmadı bile. Ama olsun ben bunları hak etmedim. Herkese iyi olmaya çalıştım, başaramadım. Allah herkesin yolunu açık etsin. Hiçbir zaman kimseye şerefsizlik yapmadım” yazdığı öğrenildi.

Özcan’ın cesedi, incelemelerin ardından otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.

Polisin olayla ilgili araştırmasının sürdüğü bildirildi.



Ünal Özcan ölü bulundu

Okullar 26 ve 27 Kasımda Tatil mi

Okullar 26 ve 27 Kasım tarihlerinde tatil mi? TEOG sınavının yapıldığı okullarda 6’ncı ve 7’nci sınıflar tatil yapacak. 8’nci sınıflar ise TEOG sınavında ter dökecek.

Yaklaşık 1 milyon 287 bin öğrenci, 26 Kasım Çarşamba ve 27 Kasım Perşembe günleri liseye girmek için yarışacak.

TEOG sınavlarının yapıldığı okullarda 6 ve 7’nci sınıflara da bu iki gün tatil yapacak.

TEOG kapsamında düzenlenen ortak sınavların ilki Türkçe olacak. Ardından matematik ve din kültürü sınavları uygulanacak. 8’inci sınıf öğrencileri ortak sınavlarda ter dökerken, diğer öğrenciler ise tatil yapacak. Sınav yapılacak okullarda 26-27 Kasım günlerinde, diğer sınıflar tatil yapacak.

Öğrenciler saat 09.00’da ilk sınava girecek ve saat 12.00’de ilk gün sınavları tamamlanacak. Her oturum 40 dakika sürecek ve öğrencilere 20’şer soru yöneltilecek. Oturum aralarında ise yarım saat dinlenme molası verilecek. 26 Kasım’da Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, 27 Kasım’da ise fen ve teknoloji, T.C inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil sınavları yapılacak.

Özel okulların durumu belirsiz

Öte yandan özel okulların öğrenci alımıyla ilgili belirsizlik devam ediyor. Özel okulların geçen yılki gibi mi yoksa bu yıl farklı kriterlere göre mi öğrenci kabul edeceği henüz bilinmiyor. Çünkü, özel okulların önerilerine Milli Eğitim Bakanlığı henüz yanıt vermedi. Ancak, özellikle yüksek puanlı özel okulların farklı derslere göre öğrenci alma hazırlıkları gündemde. Bazı özel okulların puan hesaplamasında dikkate aldıkları Türkçe, matematik ve fen ve teknoloji derslerine inkılap tarihini de eklemeyi, bazı özel okullar ise bakanlığın hesapladığı ve devlet okularına girişte de kullanılan Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi, TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük ve yabancı dil sınavı ile yılsonu başarı puanından oluşan yerleştirme puanıyla (YEP) kayıt almayı planladığı belirtiliyor. 
Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, öğrenci ve velileri uyararak, “TEOG kapsamındaki bütün sınavlara gereken özeni gösterin” uyarısında bulundu.


 



Okullar 26 ve 27 Kasımda Tatil mi

Kızıltepede 2 erkek yakıldı

Mardin’in Kızıltepe İlçesi’ne 40 kilometre mesafede bulunan Hacılar Köyü mevkiinde bugün mısır ekili tarlasına giden tarla sahibi yakılarak öldürülmüş iki erkek cesedi görünce durumu jandarmaya bildirdi.


Olay yerine giden jandarma ekipleri, karayoluna 5-6 metre mesafede tarla içinde yakılarak öldürülmüş 2 erkek cesedi buldu. Cesetler, sırtları birbirlerine bağlanmış olarak bulunurken, üzerlerinden kimlikleri belirlenecek bir belge bulunamadı.


Jandarma olay yeri inceleme ekipleri cesetlerin bulunduğu bölge ve mısır tarlasında geniş çaplı incelemede bulundu. İncelemenin ardından cesetler otopsi yapılmak üzere Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Jandarma olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.


Kaynak : DHA



Kızıltepede 2 erkek yakıldı

Manisa 25 Ekim Kaza Haberleri

Edinilen bilgiye göre, M.A. Balcı (17) yönetimindeki 45 SC 3368 plakalı motosiklet ile M. Alevli (17) yönetimindeki 45 SC 0855 plakalı motosiklet, Mithatpaşa Mahallesi Beşyol Kavşağı’nda çarpıştı.


Meydana gelen trafik kazasında motosikletlerin sürücüleri ile motosikletlerin arkasında yolculuk eden Y. Beler (16) ile M.C. Kaya (17) yaralandı.


Yaralılardan motosiklet sürücüsü M.A. Balcı, Salihli Devlet Hastanesi’ndeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.


Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.


Kaynak : AA



Manisa 25 Ekim Kaza Haberleri

Kurtlar Vadisi Pusu 239.Bölüm Youtube Fragmanı İzle


Kurtlar Vadisi Pusu 239.Bölüm Youtube Fragmanı İzle

Küçük Ağa 36.Bölüm Youtube Fragmanı


Küçük Ağa 36.Bölüm Youtube Fragmanı

Kiraz Mevsimi 21.Bölüm Youtubee Fragmanı


Kiraz Mevsimi 21.Bölüm Youtubee Fragmanı

Güllerin Savaşı 21.Bölüm Youtube Fragmanı


Güllerin Savaşı 21.Bölüm Youtube Fragmanı

Ankara Bireysel Dil Kursları

Ankaralıları Sevindiren www.ankara-ingilizce.net ile İngilizce Artık Çok Kolay.


Ankara dil kursları bireysel anlamda hizmet veren eğitim kurumlarına sahiptir. Grup çalışması yaparak dil konusunda başarılı olunacağı gibi birebirde de başarılı sonuçlar alınabilmektedir. İngilizce dil eğitimi alan kişilerde etkili sonuçların ortaya konmasında ister kişilerin istediği eğitimin verilmesi isterseniz de kaliteli bir şekilde birebir eğitim alarak gelişme sağlayabilirsiniz. Son zamanlarda teknolojinin de işin içine girmesi ile birlikte muhteşem sistemler ortaya konmuştur. Akıllı tahta eğitimleri sayesinde dilde ilerleme oldukça aktif bir şekilde oluşturulmaktadır. Dil eğitimlerini veren kişileri eğitim merkezlerinde Ankara İngilizce konuşma kulübü bünyesinde öğrencilerine eğitim vermesi gerekir. Bunu yapacak olan eğitmenin ana dilinin İngilizce olması ise oldukça tekin bir sonuç ortaya konmasını sağlayacaktır.


Ankara İngilizce öğretmeni, ellerinden gelen tüm eğitim çabalarını göstererek bir eğitim vermektedir. Birebir eğitim sisteminin vazgeçilmezleri arasında yer alan bu sistemler kaliteli bir sonuç alınmasında önemli rol oynamaktadır. Ancak dil eğitiminin ilerlemesi kişinin amaçlarına ve azmine bağlıdır. Bu iki olgunun olması durumunda kişilerin kaliteli bir eğitim alması sağlanacaktır. Tüm dillere dair eğitim alacağınız dil kurslarında, sizlere verilen eğitimler konusunda uzman kariyere sahip kişilerin bulunmasına önem vermeniz yerinde olacaktır özel ilgi isteyen konularda sizlere yardımcı olacak olan İngilizce eğitmenleri , dilinizin ilerletilmesine yardımcı olacaklardır.


Ankara İngilizce tanıtımı slayt ile kısa bir eğitim bilgisi verilebilir. Bu slaytlarda yer alan eğitim sistemleri ile başarılı sonuçlar alınıp alınmayacağı konusunda fikir sahibi olunacaktır. Günümüzde dil tazminatı denilen uygulamadan yararlanabilmek adına birçok kişinin aktif bir öğrenme içine girdiği İngilizce dili son zamanlarda birebir eğitim veren kurumların tercih edilmesine neden olmuştur. İngilizcenin yanı sıra sizlere verilen diğer dil eğitimlerinde de aynı sistemler benimsenerek eğitim verilmeye çalışılmaktadır.



Ankara Bireysel Dil Kursları

24 Kasım 2014 Pazartesi

Regin Virusü Zararları

‘Regin’ adı verilen yeni casus virüsün, büyük ihtimalle bir devlet tarafından yaratıldığı ve altı yıl boyunca tüm dünya genelinde belirlenen hedeflere karşı kullanıldığı bildirildi.


Virüs bilgisayara yerleştirildiğinde, ekran görüntüsünü çekebiliyor, şifreleri çalabiliyor ve silinen dosyaları yeniden yükleyebiliyor.


Uzmanlar casus virüsün en çok Rusya, Suudi Arabistan ve İrlanda’daki devlet kurumlarını, şirketleri ve bireyleri hedef aldığını söylüyor.


Araştırmacılar, virüsün gelişmiş bir yazılıma sahip olmasının, bir ulus devlet tarafından siber casusluk faaliyetlerinde kullanılma amacıyla üretildiğine işaret ettiğini belirtiyor.


Araştırmacılara göre bu virüsü geliştirmek, yıllar olmasa bile aylar sürdü ve yaratıcıları “virüsün izinin kaybettirilmesi için ellerinden geleni yaptı.”


Symantec’te güvenlik stratejisi uzmanı Sian John, “Beceri ve uzmanlık seviyesi ile gelişim sürecine bakılırsa, Batılı bir kuruluş tarafından yaratılmış gibi görünüyor” diyor.


Symantec şirketi casus virüsü, ABD ve İsrail tarafından İran’ın nükleer programını hedef alması için geliştirdiğine inanılan Struxnet ile karşılaştırdı.


Fakat Struxnet bilgisayar donanmasına ve malzemeye zarar vermeye yönelik tasarlanırken, Regin’in ise bilgi toplama amacında olduğu görülüyor.


 


 



Regin Virusü Zararları

Keşke kafama göre yaşasaydım Demeyin

KEŞKE BU KADAR ÇOK ÇALIŞMASAYDIM


- “Bensiz hiçbir işin yürümeyeceğini sanırdım, bu telefon 7/24 çalardı” diye isyan eden hasta, bir anne… Çalışmaktan gecelerce uyumadığını söylerken doktoru Meltem Topalgökçeli’ye, çocuğunun çocukluğunu kaçırdığını anlatıyor.


– Atölyelerde, gemilerde çalışan veya toza maruz kalan hastaların da en büyük pişmanlığı işle ilgili… Gemide çalışan hasta, “Beni gemideki o boyalar, kimyasallar etkilemiş olabilir. Keşke böyle bir iş yapmasaydım” diye üzülüyor.


KEŞKE YAKINLARIMA DAHA FAZLA VAKİT AYIRSAYDIM


– Yaşamsal bir krizle karşılaşan kişi, eğer anne-babaysa en çok çocuklarını yeterince kucaklamadığına dertleniyor. Son sözleri “Hastanenin girişine bir at geldi. Beni alacak. Ben hazırım”  olan 15 yaşındaki bir hastanın anne ve babası tanı konduktan sonra işten ayrılmış; birlikte epey vakit geçirmişler.


– 60’larında bir kadın hasta, 20 yıl boyunca kardeşiyle görüşmemiş. Bir gün doktoruna, onu rahatlatan bir şey olduğunu söylemiş; küs olduğu ablası gelmiş, barışmışlar. Doktoru, bu durumu “Ruhsal acısını biraz da olsa dindirebildi” diye yorumluyor.


 


KEŞKE O EVLİLİĞİ YAPMASAYDIM


– Bazı hastalar tedavi süresince aileleri tarafından çok güzel sarılıp sarmalanıyor ama bir kısmı da o kadar şanslı değil. Hastalık öncesi eşinden şiddet gören kadınlar arasında, bu şiddeti hastalığın en ağır evrelerinde dahi yaşamaya devam edenler var. Bu yüzden hastalar arasında  “Keşke onunla evlenmeseydim” pişmanlığı yaşayanlar ağırlıklı olarak kadınlar.


KEŞKE NEGATİF OLMASAYDIM


“Her şeyin kötüsünü düşündüm ve kanser oldum” diyen çok insan var; “Bunu ben çağırdım” diyorlar. Meme kanserini yenen bir kadın’ “Ailece maddi sıkıntıya girdik. Kendimi çok üzdüm, hastalığım nüksetti. Neyse ki yine yendim. Artık olabildiğince pozitif düşünüyorum.”


 


KEŞKE KENDİME İYİ BAKSAYDIM


– Kanser gibi yaşamsal bir krizle karşı karşıya kalanlar, geçmişini, yaşam tarzını ve ilişkilerini sorguluyor. Böyle bir yüzleşme sonrası “Kendimi ihmal ettim, ömrüm çalışmakla geçti” gibi değerlendirmeler sıkça ortaya çıkıyor.


– Gündelik hayatımızın koşturmacası içinde bizi mutlu eden şeyleri erteleyebiliyoruz. Psiko-onkolog Zeynep Armay’dan öğreniyoruz ki ‘böylesi deneyimler’ sonunda bazı kişiler yaşamın içinde yavaşlıyor, yaşamın tadını daha fazla almaya başlıyor.


KEŞKE BAŞKALARININ BEKLENTİLERİNE GÖRE YAŞAMASAYDIM


– 90 yaşında bir hasta… 18’indeyken bir kız sevmiş, ailesi evliliğe karşı çıkmış. Sonra bir evlilik yapmış ama birkaç yıl sonra boşanmış. Bir daha da evlenmemiş, 60 yılını yalnız geçirmiş. Doktoru Aslıhan Kurt’a “Keşke kendi yoluma gitseydim de o kişiyle evlenseydim, o zaman başka bir hayat yaşardım” derken gözleri çocuk masumiyetiyle dolu dolu…


– Okutulmamış. Ve buna çok üzülüyor’ “Evet, ailemin değerleri böyleydi ama kabul etmek zorunda değildim. Keşke kafamın dikine gidip okusaydım. Daha farklı bir hayatım olurdu.”


– Tam bir İstanbul kızı… Kentte ne, nerede yenir çok iyi bilir, dışarıdan gelenlere tavsiyelerde bulunurmuş. Ne var ki kendisi formuna çok dikkat ettiğinden, o yemekleri hiç yememiş. Doktoru Oktar Asoğlu’na son sözleriyse şu olmuş’ “Yemek de yaşamın ayrı bir yönü. Sakın ola benimki gibi bir takıntın olmasın, yaşamdan zevk almasını bil. Yemediğim çok şey var ve çok pişmanım. Şimdi ölüyorum ve istesem de yiyemem.”



‘Yukarı Bak’ adlı filmde tek hayali dünyayı gezmek olan Ellie hayatını kaybettiğinde, eşi Carl kendini onun bu hayalini gerçekleştirmeye adıyordu.


KEŞKE DUYGULARIMI İFADE ETSEYDİM


– Uzmanlar, yaşamsal bir krizle karşı karşıya gelindiğinde, sevgiye dair ifade, paylaşım ve sevgiyi hissetme ihtiyaçlarının daha çok su yüzüne çıktığını söylüyor. Erkek hastalar, kadınlara nazaran duygusal acılarını paylaşma konusunda daha ketum.


– Tanı konduktan sonra, o güne dek söylenmedik sözler dile gelebiliyor. Bir hastanın eşi anlatıyor’ “Evet, hastalık ilerliyordu ama daha birkaç ay vakti vardı. Oturduk, konuştuk. ‘Teşekkür ederim, ben senden memnundum, Allah da senden razı olsun. Bana çok iyi bir eş oldun, çocuklarıma iyi bak, yeteri kadar şey yaptın’ dedi; ardından elindeki bardak
düştü ve öldü.”


– Birçok hastada, yaşadıkları travmadan sonra “Artık duygularımı dillendiriyorum. Zaten bunlar içime atmaktan başıma geldi” gibi bir farkındalık oluşuyor. “Üzüntüden kanser oldu” ifadesi henüz kanıtlanmamış olsa da uzmanlara göre bu, tam anlamıyla bir mit de değil.


KEŞKE HAYATIMI DAHA ANLAMLI GEÇİRSEYDİM


– Ömrünün tam 50 yılını hayatla didişerek geçirmiş ve kansere yakalanınca oturup bir düşünmüş ki bu kavgalar hiçbir işe yaramamış’ “Şimdi bakıyorum da ne tuhaf şeylere öfkelenmişim. Ne gereksiz şeyler yüzünden insanları kırmışım.”


– Uzmanlara göre, hastalık atlatıldıktan sonra, insanlar potansiyellerini arttırıyor. Bazıları dernek kuruyor, yaşadıklarını anlatan kitaplar yazıyor. Eskiden “Diğerleri ne düşünür” derken, “Sağlıklı uyandım, nefes alıyorum” noktasına geliyorlar; yani önem sıralamaları değişiyor.


– Hemşire Şenel Sürücü ise yaşamını kaybeden hastaların bıraktıkları nasihatleri şöyle özetliyor’ “İnsanları kırma. Sevdiklerine vakit ayır. Gençliğinin kıymetini bil. Vefalı ol.”


 


KEŞKE HARAM YEMESEYDİM


– 50’li yaşlarını süren hasta, doktorunu “Keşke haram yemeseydim” sözleriyle şaşırtıyor’ “Bu hastalık benim başıma haram yediğim için geldi!”


– 27 yaşında… Psikologuna yapılmaması gereken bir şey yaptığını söylemiş ama ayrıntı vermemiş. Bu hastalığın, ona yaptığı kötülüğün bedeli olarak geldiğini düşünüyor’ “Şimdi günahlarımdan arınmaya çalışıyorum.”


KEŞKE SİGARA İÇMESEYDİM


– Genç, yaşlı, kadın, erkek tüm hastaların en büyük ortak pişmanlıklarından biri de sigara… Ancak hastalığa yakalanınca içmeyi bırakanlar kadar “Keşke içmeseydim” deyip içmeye devam edenler de var. Doktor Pınar Kaya’ya göre “Vücuduma baksaydım” en yaygın ‘keşke’lerden.


Tıbbi Onkoloji Uzmanı Meltem Topalgökçeli
Uzman Klinik Psikolog Pınar Kaya
Kanser Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu
Hemşirelik Hizmetleri Sorumlusu Şenel Sürücü
Psiko-Onkolog Aslıhan Kurt
Klinik Psikolog Zeynep Armay


 



Keşke kafama göre yaşasaydım Demeyin

IŞİD’e Diyala darbesi

Operasyonları bölgede takip eden Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Politbüro Üyesi Mela Bahtiyar, “Peşmerge güçleri, Bedir Tugaylarıyla Irak ordu birliklerinin başlattığı ve ABD’nın havadan destek verdiği operasyon sonuç verdi. Celevla, terörist grupların elinden kurtarıldı”dedi. Celevla da 6 aydır örgütün elindeydi. Bu arada Erbil’den yayın yapan Kürt haber sitesi Rudaw, Musul’da Irak Savunma Bakanı Halid Ubeydi’nin 78 akrabasının IŞİD tarafından rehin alındığını bildirdi.


IŞİD´e katılan 60 Alman öldü


ALMANYA Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, şimdiye kadar terör örgütü IŞİD militanı 60 Alman vatandaşının öldüğünü açıkladı. Teşkilat Başkanı Hans-Georg Maassen, Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte, en az 9 Alman vatandaşının IŞİD militanının canlı bomba olarak öldüğünü söyledi. Yaklaşık 550 kişinin Almanya’dan Suriye ve Irak’a IŞİD’e katılmak üzere gittiği bildirilirken, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın bu sayının yükselmesinden endişe duyduğu belirtildi. Almanya’dan IŞİD’e katılanlardan 180 kişinin Almanya’ya döndüğü ve bunlarla ilgili hangi gözetleme yöntemlerinin uygulanacağının incelendiği vurgulandı. Dönenleri, 24 saat gözetlemenin mümkün olmadığına dikkati çekildi.  Ahmet İNCEL/MÜNİH-DHA



IŞİD’e Diyala darbesi

Reaksiyon Abbas'ın türküsü Dinle

Yeni bölüme abbas’ın saçlarını yol getir adlı seslendirdiği türkü damga vuracak.


Oğuz yoğun bakımdan çıkmıştır. Tekin’den bir tek isteği vardır. İbrahim’i yakalayıp, O’na getirmesi. Yavuz ile Tekin intikam almak için İbrahim’in peşine düşüp, izini sürmeye başlarlar.
İbrahim’in ölümcül planı.


İlk hedef Ağbi’dir. Fakat Ağbi kendini NATO (North Atlantic Treaty Organization) karargahına atmış ve saklanmıştır. Gürkan ve Öktem’in başlarının belaya gireceğini bile bile, Tekin karargâha girmeye çalışır. Bu arada İbrahim, hem Oğuz’un hem de Yavuz’u bitirecek bir plan yapar.


REAKSİYON 10. BÖLÜM FRAGMANI – 24 KASIM PAZARTESİ


Yayın Saati’ 20.30




TWITTER’DA REAKSİYON DİZİSİ HAKKINDA KONUŞULANLAR


Abbas’tan “Benden Bu Ömrümü Çalanı Getir” türküsü Reaksiyon ‘un yeni bölümünde yürekli dağlayacak gibi görünüyor.


michelle’ çok güzel olmuş, türkü de ayrı bir güzle olmuş, harika…


Reaksiyon’ Değerli Takipçilerimiz; Reaksiyon Dizisinin Yayından Kalkması Söz Konusu Değildir. Dizimiz Hız Kesmeden Devam Etmektedir.


Deniz Ayanlar’ O kadar para harcayıp böyle kötü bir dizi ancak ülkemizde olur. Senaryo tırt,kurgu felaket, figürasyon için yoldan adam çevirmişler.



izmir keçisi’ Reaksiyon Yeni jön gelsin ama girişi sağlam olsun diziye örnek lale devri hiç olan tırttan bir dizi uyum senaryo sayesinde toparlandı.


Parasızceo’ reaksiyon dizisinin oyuncuları dizi senaryosuna göre hafif kalmışlar. Bence yakında reaksiyon dizisi son bulur.


serdar akinan’ Behzat Ç. ilgili Reaksiyon’dan ötürü ayıp ettim valla… Baba gerçekten iyi oyuncu ve dizi de hiç fena değil. Hastası oldum.


enderyalçınkaya’ dizimi buldum tam bana göre bir dizi, benim dizim


filmlerdeoluranca’ kıvanç tatlıtuğ ‘reaksiyon’un kadrosuna dahil edilirse şaşırmayın ‘)


pelinkırdar’ Reaksiyon yaaa hergun dizi kalkcakmi oyuncular ayrilacak mi  bu stressle yasiyoruz devam edinde rahat rahat izleyelim


 



Reaksiyon Abbas'ın türküsü Dinle

Ulan İstanbul'un Balıkçı Yaren'i

Pazartesi gecelerinin reyting rekortmeni dizisi Ulan İstanbul, yeni bölümüyle yine iddialı bir şekilde geliyor. 24 Kasım Pazartesi, yani bu akşam saat 20.00’da ekrana gelecek olan yeni bölümde ekip dolandıracak yeni birisini bulur. Post modern Robin Hood Kandemir Nevizade ve çete, hedefine alemde adı psikopata çıkmış Faysal’ı alır.


Uğur Polat, Şebnem Bozoklu, Sevtap Özaltun, Caner Özyurtlu, Erhan Kolçak Köstendil gibi oyuncuların yer aldığı Ulan İstanbul 23. Bölümde; Kandemir, Ferdi’nin hatasını kabullenemez ve onun özrünü de görmezden gelerek yola Ferdi olmadan devam etme kararı alır.


İnsan kaçakçılığı yapan Faysal öfke kontrolü olmayan bir adamdır ve bu sefer ekibin işi gerçekten çok zordur.


ULAN İSTANBUL 23. BÖLÜM FRAGMANI – 24 KASIM PAZARTESİ


 


Daha dikkatli olması gereken Kandemir Nevizade ve çetesi, kolay lokma olmayan Faysal’ı nasıl dolandıracağı hakkında plan yapar. Ekipten ayrılan Ferdi, Tuncer’in yanında kalmaya başlamıştır. Bu sırada da boş durmak istemez ve Derya’nın babasına kavuşmak, bir yandan da Kandemir’e kendini affettirmek için işe koyulur. Kandemir her ne kadar sinirli, sert ve umursamaz gibi görünse de içi içini yemektedir.


 


Şehriban ise Ceyhun’un gidişine bir türlü alışamaz ve ondan ümidi keser. Talip Bey’in evlilik teklifini kabul eder.


Türkan Şoray’ın Balıkçı Azize’yi canlandırdığı Kara Gözlüm filminin konusu’ Azize balıkları satmak için şarkı söylediği bir sırada sesini ve kendisini çok beğenen bir gazino patronu ona iş teklif eder. Azize çok para kazanmak için bu işi kabul eder. Bu arada kimliğini gizleyen bir bestekar Azize ye aşık olmuştur ve onun için şarkılar yazmaktadır. Azize de bu şarkıları çok sever ve bu gizli aşığı aramaya başlar. Bu çok güzel şarkıların yaratıcısı Azize’nin çok yakınında olan garsondur.
 



Ulan İstanbul'un Balıkçı Yaren'i

Yurt dışından telefonlarına e-devlet kolaylığı

BTK’nın yaptığı açıklamaya göre, bireysel yolla yurtdışından getirilen cihazların arıza nedeniyle değişimlerinde e-devlet üzerinden kayıt imkanı getirildiğinin altı çizildi.

BTK açıklamasında mevcut tebliğe bazı eklemelerin yapıldığı belirtildi. Tebliğe eklenen düzenlemeler şöyle’
“Yolcu beraberinde yurtdışından getirilen cihazın arızalanması nedeniyle cihazın ya da ana kartının değiştirilmesi durumunda ilk kayıt başvuru sahibinin Kuruma başvurusu ile IMEI değişim işlemi yapılabilir. Değişim işlemine ilişkin başvuruda değişimi yapan firmadan alınan değişim belgesi sunulur. Değişim talebinin değerlendirilebilmesi için; değişim belgesinin antetli kağıt olması veya firma kaşesini içermesi gerekiyor. Değişimi yapan firmanın adı ve ünvanı ile adresi veya telefonu da bulunmalı. Değişim işleminin arıza nedeniyle yapıldığına dair bilginin bulunması, değişimi yapılan eski ve yeni IMEI numaralarını içermesi de gerekiyor. Değişim amaçlı cihaza ait IMEI numarası; teknik kontrollerden geçmesi halinde değişimi yapılacak cihazın IMEI numarası beyaz listeden çıkarıldıktan sonra beyaz listeye alınır. Her iki IMEI numarasının da aynı marka cihaza ait olması koşulu aranır.”

Yasal mevzuata ek olarak kolay ve hızlı bir şekilde elektronik ortamda başvuruların alınması amacıyla çalışmalara başlanıldığına dikkat çeken BTK, cihazın arızalanması sebebiyle değişim işlemlerinin belirtilen hükümlere uygun biçimde E-devlet kapısı (www.turkiye.gov.tr) üzerinden kayıt sahipleri tarafından yapılması imkanı getirildiğini açıkladı.



Yurt dışından telefonlarına e-devlet kolaylığı

Manchester City'den Messi'ye rekor Ücret

İngiliz devi Manchester City transfer döneminde futbol tarihinin en büyük tekliflerini yapmaya hazırlanıyor.  


Katar sermayesiyle güçlendikten sonra İngiltere’de zirvenin değişmez ortaklarından biri olan Manchester City gözünü Lionel Messi’ye dikti. Son olarak Sevilla maçında yaptığı hat-trickle La Liga tarihinin en golcü futbolcusu unvanının sahibi olan Messi’yi kadrosuna katmak için teklif hazırlayan İngiliz ekibinin, Barcelona’ya 250 milyon Euro teklif edeceği iddia edildi.


Sözleşmesinde yer alan serbest kalma maddesini bonservis olarak ödemek için kolları sıvayan ekip, Messi’ye ise futbol tarihinde görülmemiş bir ödeme yapacak. Messi’ye yıllık 30 milyon Euro ödemeyi gözden çıkaran Manchester City’nin, Arjantinli yıldızın reklam vb… tüm haklarını da kendisine vereceği belirtildi.


Son dönemde Barcelona’dan ayrılmak istediği iddia edilen Messi bu haberleri yalanlamış ve Katalan ekibinde mutlu olduğunu açıklamıştı. 


 


 



Manchester City'den Messi'ye rekor Ücret

Medula sistemi Neden Çöktü

‘Medula Provizyon Sistemi’ diğer adıyla ‘Reçete Onay Sisteminde’ yaklaşık 1 haftadır yaşanan teknik arıza nedeniyle hastaların ilaca ulaşmak için ya uzun süre eczanelerde beklediğini ya da ilaca hiç ulaşamadığı belirtilen TEB açıklamasında, “Buna acil hastalar da dahil” denildi.


 


“SİSTEM ÇÖKTÜ”


 


Günlerdir Sosyal Güvenlik Kurumu’nu uyardıklarını belirten TEB yönetimi, “7 gündür sistem önce ağır aksak çalışsa da şu anda tamamen çökmüş durumda. Kurumun konuyla ilgili yeterli bir bilgilendirme yapmıyor olması da bizleri eczanelerimizde zor durumda bırakıyor” dediler.


 


ACİL HASTALAR DA BEBEKLER DE MAĞDUR


 


TEB açıklaması şöyle devam etti’


 


“2010 yılından bu yana sürekli yaşadığımız sorun karşısında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sistemin altyapısını güçlendirmek adına herhangi bir çalışma yapmaması, eczanelerimizde sistemin açılmasını bekleyen binlerce bebek, yaşlı, çocuk ve acil hastalarımızın günlerce ilaçlarına ulaşamamasına ya da ilaçlarını ceplerinden ödeyerek almalarına neden olmakta.


 


5 YILDIR KANAYAN YARA YENİ SİSTEM KURULSUN


 


24 bin noktada hizmet veren eczacılarımız ise, yıllardır kanayan yara haline gelmiş bu konuda hastalarına ne diyeceklerini artık bilememekte. Sık aralıklarla sorun yaşanan bu mevcut sistemin yerine; bütün ihtiyaçları belirlenmiş, altyapısı tamamlanmış, vatandaşımıza günün gereklerine göre hizmet verebilecek yeni bir sistem oluşturulmalıdır. Türk Eczacıları Birliği olarak; başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı ve tüm yetkililerden bu sorunlara ilişkin geçici değil, kalıcı ve bir o kadar pratik çözümler üretilmesini talep ediyor; yaşadığımız sıkıntılar konusunda daha duyarlı davranmaya çağırıyoruz. “


 


 


 


 


 


 


 



Medula sistemi Neden Çöktü

Kış lastiğinnin maliyeti 1 milyar

Karataş, yaptığı açıklamada, kar ve yağmur olmasa bile, hava sıcaklığının 7 derecenin altına düşmesi halinde kış lastiğinin kullanılması gerektiğinin altını çizdi.


Kışın meydana gelen trafik kazalarının çoğunluğunun lastik hatalarından kaynaklandığına dikkati çeken Karataş, trafik kazalarını önleme adına kış lastiğinin öncelikle ticari araçlar, ardından da tüm araçları kapsayacak şekilde olmasını hep savunduklarını hatırlattı.


Karataş, trafik kazalarındaki araç kusurlarının yüzde 58,76’sının lastiklerden kaynaklandığını açıklayarak, “Trafik kazalarında lastik faktörünün ne kadar önemli olduğunu ve bu konuya önem verdiğimizde trafik kazalarının ne kadar azalacağını görmekteyiz” diye konuştu.


Türkiye lastik pazarının 20,3 milyon olduğunu bildiren Karataş, bunun yaklaşık 3,5 milyon adedinin kış lastiklerinden oluştuğunu belirtti.


Karataş, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının kış lastiği genelgesinden sonra tüketicilerin bu konuda daha da bilinçlendiğini anlatarak, “2011 yılına kadar yüzde 15’ler seviyelerinde dolaşan kış lastiği kullanımı, yüzde 30’lara yükseldi. Bu rakamın, 2014-2015 yıllarındaki kış koşullarını dikkate alarak yüzde 40’lara yani 4-4,5 milyon adetlere çıkacağı düşüncesindeyiz” dedi.


Türkiye’de yaklaşık 2 milyar liralık lastik yenileme pazarı olduğunu kaydeden Karataş, “Kış lastiği pazarı, 2 milyar liralık lastik yenileme pazarının 900 milyon lirasını oluşturuyor” dedi.


Karataş, ticari, zirai, tüketici lastikleri ve bunların alt kırılımları da hesaplandığında Türkiye’nin 18 milyon 600 bin adetlik lastik üretim rakamıyla dünyada 12’nci sırada bulunduğunu bildirerek, “Almanya 70 milyon, İngiltere ise 44 milyon adetlik bir üretim potansiyeline sahip ülkeler olarak listede üst sıralarda yer alıyor” diye konuştu.


“4 mm’lik diş dibi derinliği önemli”


Karataş, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının kış lastiği kullanımını zorunlu hale getiren genelgesinde lastik diş dibi derinliğinin 4 mm olarak belirtilmesinin büyük önem arz ettiğini belirtti.


Bakanlığın genelgesi kapsamında, yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçlar her yıl 1 Aralık-1 Nisan tarihleri arasında zorunlu olarak kış lastiği kullanacak.


Hava şartlarına bağlı olarak söz konusu süre, bakanlık tarafından 1 ay uzatılabilecek. Bu kurala uymayan araçların işletmecilerine 519 lira para cezası ve ceza puanı yaptırımı uygulanacak.


 



Kış lastiğinnin maliyeti 1 milyar